KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/17356 E., 2012/43587 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
236 kelime·1 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, sanığın araç bedelinin tamamını ödediğini beyanla suçlamaları kabul etmemesi, dosyada bulunan Mersin 3. Noterliğinin satış sözleşmesinde satıcının satış bedelinin tamamını naklen peşin aldığının yazılı olması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyete yetecek derecede kesin ve inandırıcı deliller elde edilmediğinden beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/17356, K. 2012/43587, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama