Karar Özeti
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/21452 E. , 2012/43950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu ol
Karar Detayı
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/21452 E. , 2012/43950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda; muris ...'in ölümü nedeniyle Yeşilhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.10.1982 tarih ve 1982/ 108 E, 1982 187 K. sayılı ilamıyla miras şirketine temsilci atanan sanığın, Türk Medeni Kanunu ve aynı Kanununun Velayet,Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzüğün 55 ve 56.maddeleri gereğince yönetimine verilen malların belgelere dayanan hesabını her üç ayda bir mirasçılara ve bu hesabın bir örneğini de sulh hakimine vermesi gerekirken, söz konusu miras şirketine ait gelirlerle ve terekeye ait giderlerle ilgili resmi defter tutmadığı, tereke temsilcisi sıfatıyla başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilen malvarlığı üzerinde kendisinin yararına olarak zilyetliğin devir amacı dışında tasarruflarda bulunduğu iddia olunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; 1-Tereke temsilcisi sanık tarafından tereke için yapılan masrafları tahsili amacıyla mirasçılar aleyhine açılan ancak kesinleşmediği halde, mahkumiyet kararına dayanak olarak alınan Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.09.2009 tarih ve 2009/5 esas , 2009/141 karar sayılı ilamının vaki temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.07.2011 tarih ve 2010/8177 E, 2011/11667 K. sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmakla; bahse konu dosyanın celp edilip incelerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Mirasçıların tamamı duruşmalara çağrılarak, sanığın terekeye temsilci atanmasından dava tarihine kadar yapmış olduğu işlerin nelerden ibaret olduğu , terekedeki mal varlığından elde ettiği gelirlerden kendilerine herhangi bir şekilde ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda beyanlarının alınması ve sanığın miras şirketine temsilci olarak atandığı tarihte murisin sahip olduğu gayrimenkuller ile dava tarihindeki gayrimenkullerinin miktar ve değeri araştırılarak sanığın açmış olduğu davalar nedeniyle miras şirketine kazandırdığı miktarın belirlenmesi gerekirken bu işlemler yapılmadan yetersiz bilirkişi raporu alınarak eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.