İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Ceza Dairesi

YARGITAY · 15. CEZA DAİRESİ

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/11223 K.2013/767

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 2

Esas2012/11223Karar2013/767Tarih21 Ocak 2013Okuma6 dk · 1.200 kelime

KÜNYE

15. Ceza Dairesi 2012/11223 E., 2013/767 K.·Mala Zarar Verme Kişisel Hakların Tapuya Şerhi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Ocak 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.200 kelime·6 dk okuma

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 2

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 1009

BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 11

"İçtihat Metni"Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

Sanığın, Kınık yolu üzerindeki 115 ada 9 parselde kayıtlı taşınmazı satın aldığı, ancak daha önceki sahibi olan H..

B..’in 2009 yılı sonlarına doğru bu araziyi aralarındaki sözlü akit gereğince katılanlara kiraladığı, katılanların buna dayanarak araziye soğan, sarımsak, yulaf ve bakla ektikleri, taşınmazın yeni maliki olan sanığın, ürünlerini kaldırması için katılanları uyarmasına rağmen kaldırmamaları sebebiyle araziyi sürmek suretiyle bu ürünlere zarar verdiğinin iddia edildiği olayda; tüm dosya kapsamından sanığın zarar verdiği ürünlerin, tanık H..

B..’den 25.01.2010 tarihinde satın aldığı ve tapuya oğlu üzerinde kayıt ettirdiği taşınmazın üzerinde olduğu, ekili ürünün taşınmazdan ayrı bir mülkiyetinin söz konusu olamayacağı, ayrıca kullandırma, yararlandırma istemi veren adi ve ürün kirası gibi taşınmaz üzerinde doğan kişisel hakların tapuya şerh verilmediği sürece yalnızca sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebileceği, taşınmazın 3. kişiye geçmesi halinde kişisel hakkın bu kişiye ileri sürülemeyeceği gözetilerek, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında kurulan beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 21.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy;

Yargılama konusu olay:

Sanık, katılan tarafından kiralanarak, üzerine soğan, sarımsak, bakla ve yulaf ekilen tarlayı önceki sahibinden satın almıştır. Önceki malik, “tarlanın kiracılar tarafından ekildiğini ve onların ürünlerini kaldırmasından sonra kullanmaya devam etmesi gerektiğini, sanığa alım satım sırasında hatırlatmıştır. Buna rağmen sanık, tapuyu aldıktan sonra katılanların yanına gelip “tarlayı derhal boşaltmalarını” istemiş, onlardan “ürünü hasat edince boşaltacakları” cevabını alınca da; “ben sizi çıkarmasını bilirim” diyerek oradan ayrılıp, ertesi gün traktörle tarlayı sürerek ekili ürünleri imha etmiştir. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan dava açılmıştır.

Mahkeme kararı ve gerekçesi:

Yerel mahkeme tarafından “tarlanın satın almak suretiyle sanığın eline geçtiği, tarla üzerindeki ekili ürünün de tarladan ayrı mülkiyetinin söz konusu olmadığından, malik olunan mala mal sahibinin zarar vermesinin suç olarak nitelendirilemeyeceği” gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiş, bu hüküm Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

Daire kararı ve gerekçesi:

Ekili ürünlerin taşınmazdan ayrı bir mülkiyetinin söz konusu olamayacağı, ayrıca kullandırma, yararlandırma istemi veren adi ve ürün kirası gibi taşınmaz üzerinde doğan kişisel hakların tapuya şerh verilmediği sürece üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, yalnızca sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebileceği, bu nedenle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle ve oy çokluğu ile beraat kararının onanmasına karar verilmiştir.

Karşı oy gerekçelerimiz:

Çoğunluğun bu şekildeki görüşüne şu gerekçelerle iştirak etmemiz mümkün değildir:

1- Öncelikle, “ekili ürünün tarladan bağımsız olarak mülkiyet konusu olamayacağı” düşüncesi hukuki temelden yoksundur. Karine olarak, tarla kimin ise üzerindekiler de onundur. Fakat bu düşünce mutlak doğru olmayıp, sadece bir karinedir. Bunun istisnaları vardır ve aksi her zaman kanıtlanabilir. Nitekim katılan, özel hukuk yasaları tarafından tanınan ve korunan bir kira sözleşmesine istinaden ekim yapmış olduğundan, kendi ürettiği ürünün sahibi olması da gayet doğaldır.

Aksi bir düşünce, özel hukuk anlaşmalarının uygulanma imkânını ortadan kaldırır. Kiracı tarafından yetiştirilen sebzelerin “taşınmazdan ayrı bir mülkiyet konusu olmayacağı” düşüncesinden yola çıkılıp, taşınmaz sahibine ürünü imha etme hakkı verilmesinin doğal sonucu olarak, ona ürünlere el koyma hakkı da vermek gerekir ki, böyle bir düşünce özel hukuku tümden yok saymak anlamına gelir.

Bu anlayışın hukuk sistemine uygun olduğunun kabul edilebilmesi için öncelikle, Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu başta olmak üzere tüm özel hukuk mevzuatının yok sayılması gerekmektedir.

2- Daire kararında yer verilen, “Kira sözleşmelerinde olduğu gibi, taşınmaz üzerindeki kişisel hakların tapuya şerh verilmediği sürece sadece tarafları bağlayacağı, üçüncü kişilere karşı hak ileri sürülemeyeceği” şeklindeki düşünce, Türk Medeni Kanunun 1009 maddesinde yer alan “Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir.

Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.” hükmünden uyarlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında “şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebileceği” hususu açıkça yazılmasına karşın, “şerh verilmediği takdirde ise hak ileri sürülemeyeceği” şeklinde bir hükme yer verilmemiştir.

Yasanın yanlış yorumlanması suretiyle, bu hükmün mefhumu muhalifinden yola çıkılarak, “ üçüncü kişilere karşı hak iddia olunamayacağı” şeklindeki çıkarsama, mutlak şekilde uygulandığı takdirde, adaletsiz uygulamalara neden olur. Aslında sözü edilen kuralın doğuş sebebi sorgulanarak buna uygun çözüm üretilirse adaletsiz uygulamalardan kaçınılıp, mağduriyetlerin önüne geçilebilir.

Çünkü Medeni Kanunun 1009 uncu maddesi sadece iyi niyeti korumak amacıyla oluşturulmuş bir kuraldır. Gerçekte herkese karşı ileri sürülebilecek şahsi haklara, iyi niyetli üçüncü kişileri korumak maksadıyla kısıtlama getirilmiştir. Yani, taşınmaz üzerinde yasaya uygun olarak kazanılan şahsi haklar, taşınmaz maliklerine karşı mutlak surette korunurken, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması amacıyla, mutlak koruma daraltılmıştır.

Bu nedenle her olay, diğerlerinden ayrı olarak ele alınıp, değerlendirilmelidir. Konuyu biraz daha açıp somut olaya baktığımızda; taşınmazın önceki maliki, taşınmaz üzerinde şahsi hak tesis edildiğini sanığa söylemiş, sanık bu hususu bilerek tarlayı satın almıştır.

Kira sözleşmesi tapuya şerh verilmiş olsaydı sanık nasıl ki, “ben katılanın şahsi hakkı olduğunu bilmiyordum” diyemeyeceği için, katılana karşı sorumlu olacak idiyse, mevcut halde de ilk malikin haber vermesi nedeniyle “ben katılanın şahsi hakkı olduğunu bilmiyordum” demesi mümkün olmadığından yine sorumlu olması gerekmektedir.

Çünkü burada tapuya şerhten elde edilecek ilk malikin uyarısı ile gerçekleşmiş olacağından artık sanığın şahsi haktan haberi olmayan iyi niyetli üçüncü kişi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

3- Olaya kötü niyet açısından yaklaştığımızda ise, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükümleri ile karşılaşmaktayız. Bu hükümler muvacehesinde sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde iyi niyetli üçüncü kişilere tanınan haklardan yararlandırılmasının açıkça yasaya aykırı düştüğü görülmektedir.

4- Sanık zarar verme kastı ile hareket etmiştir. Borçlar Kanunun 11. maddesi “Akdin sıhhati, kanunda sarahat olmadıkça hiç bir şekle tabi değildir. Kanunun emrettiği şeklin şümul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit, bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz.” hükümlerini kapsadığından katılan ile taşınmazın önceki maliki arasında yapılan sözlü kira akti, muteber bir akittir. Katılanın geçerli sözleşmeye istinaden yetiştirdiği ve böylece mülkiyeti de kendisine ait olan ürünler, sanık tarafından tahrip edilmiştir. Burada kasıt unsuru açısından üzerinde durulması gereken husus, sanık mülkiyet hakkının kullanımından kaynaklanan bir zarara mı neden olmuş, yoksa zarar hakkın kötüye kullanımından mı kaynaklanmıştır?

Sanık, “ben sizi çıkarmasını bilirim” sözüyle ve katılana tarladan çıkmasını söyledikten bir gün sonra gelip, bir şey ekip-dikmek için değil, münhasıran katılana zarar vermek amacıyla ürünleri traktörle tahrip etmiştir.

Sonuç olarak; baştan beri kötü niyetli davranan ve katılana zarar verme kastıyla hareket eden sanığın eylemi, yasada tanımlanan mala zarar verme suçunun unsurlarını oluşturduğundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, özel hukuk hükümlerinin sanık lehine yanlış yorumlanması suretiyle, “kötü niyeti yasanın korumayacağı” özel hukuk ilkesi de göz ardı edilerek, “beraat kararının onanması” şeklinde cereyan eden çoğunluk görüşüne karşıyız. 21/01/2013

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/11223, K. 2013/767, 21 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/11223
Karar No
2013/767
Tarih
21 Ocak 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/11224 K.2013/2454
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/11224 K.2013/1324
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/11224 K.2013/1179
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/11225 K.2013/523
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/11226 K.2013/2459
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/11227 K.2013/1264

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.