KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/12280 E., 2013/682 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Mala Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak için Direnme
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen.
“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.
Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır.
Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; olay günü yönetimindeki otoyla seyir halinde olan sanığın görevli müşteki polis memurlarınca durdurularak kimlik kontrolü yapılacağı sırada ani kalkış yaparak hareket ettiği, daha sonra takip edilerek başka bir ekip yardımıyla yakalandığı sırada görevlilere direndiği, polis otosunun camına vurmak suretiyle kırarak zarar verdiği iddiasıyla açılan davada sanığa atılı suçların sabit bulunduğuna dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı direnilerek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle Ceza Genel Kurulunun 02/03/2010 gün ve 259-47 sayılı kararında açıklandığı üzere aynı nev'inde fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCKK'nın 43/2 maddesi ile artırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/12280, K. 2013/682, 21 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama