KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/12761 E., 2012/43414 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Temyiz isteminin reddi, mahkumiyet
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık ... hakkında yapılan temyiz incelemesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 04.01.2010 gün ve 2011/163 esas, 2011/470 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA ,
2-Sanıklar ..., ..., ...'ın işlediği dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık ...'in, müşteki ...'nın ...'daki ... yerine gelerek ... ili Develi ilçesinde bulunan bir asker arkadaşının evinde çok sayıda altın para bulunduğunu bunları satmak istediğini söyleyerek kendilerine yardımcı olmasını istediği ve 2 adet gerçek Osmanlı altınını müştekiye verdiği, müştekinin bu altınları tanık ...'e gösterdiği ve O'nun da bu altınların gerçek olduğunu ve tanesinin 450 TL olduğunu bildirmesi üzerine,
yanlarına ...'li olması nedeniyle kendilerine yardımcı olması için tanık ...'ı da alarak hep birlikte ...'ye gittikleri, ... ve ... ...'in burada kendisini ... olarak tanıtan sanık ... ile buluşarak bir eve gittikleri, burada ...'nin babası ... olarak tanıtılan sanık ...'ın, ...'de tanındıkları için altınları satamadıklarını, gereçek değeri 450 Tl olan 2475 adet altını tanesi 150 TL'den satabileceklerini söyleyerek sahte altınları gösterdiği, para bulmak için ...' a döndükten sonra müşteki ...'nın arkadaşı olan müşteki ...'e durumu anlattığı ve ...'in 75.000 TL, ...'nın da 25.000 TL bularak,
altınların bir kısmını almak için yeniden ... ve ... ile ...'ye gittikleri ve burada sanık ... ile bir araya gelip diğer sanıklar ile buluşmaya gittiklerinde, sanık ...'in ... ...'i arayarak kendilerini gördüğünü, çok kalabalık olduklarını, altınları satmaktan vazgeçtiğini söyleyerek tanık ...'in müşteki ... ve tanık ...'ı götürmesini sağladıktan sonra, parayı babası ...'a sanık ... verdikten sonra kendisinin altınları müşteki ...'e teslim edeceğini bildirmesi üzerine ... ...'in tek başına parayı alarak müşteki ...'in yanından ayrıldığı,
köşeyi dönünce şüphelenen müşteki ...'in kendisini takip ettiği, olay yerine yakın bir yerde park halinde bulunan sanık ...'nın kullandığı araca binerek uzaklaştığını gördüğü, takip etmesine rağmen yetişemediği, daha sonra Nevşehir'de müştekilerden aldıkları para ile yakalanan sanıkların, müştekiler ve tanıklar tarafından teşhis edildikleri, yanlarında çok sayıda değersiz madeni para ve 1 adet Osmanlı altınının ele geçirildiği, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde müştekileri dolandırdırdıkları anlaşılmakla, atılı suçtan mahkumiyetlerine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/12761, K. 2012/43414, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama