İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Ceza Dairesi

YARGITAY · 15. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/13408 K.2013/1665

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık ...'in yokluğunda verilen hükmün 10.03.2011 tarihinde Tebligat Kanunun 21.maddesi uyarınca tebliğ edildiği, sanığın tebliğden itibaren CMUK.nın 310/1.maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra…

Esas2012/13408Karar2013/1665Tarih30 Ocak 2013Okuma7 dk · 1.468 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/13408 E., 2013/1665 K.·Suça Sürüklenen

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Ocak 2013
Mahkemesi
Çocuk Mahkemesi
Çocuklar
..., ..., ..., ..., ..., ..., ...
Suç
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Kamu Malına Zarar Verme
Hüküm
Mahkumiyet
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.468 kelime·7 dk okuma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık ...'in yokluğunda verilen hükmün 10.03.2011 tarihinde Tebligat Kanunun 21.maddesi uyarınca tebliğ edildiği, sanığın tebliğden itibaren CMUK.nın 310/1.maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 28.03.2011 havale tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettiği, ancak yapılan uyap sorgulamasında 22.09.2010-08.07.2012 tarihleri arasında Burdur E Tipi kapalı cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun suç sürüklenen çocuklar tarafından birden fazla infaz koruma memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev'iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan suç sürüklenen çocuklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK'nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, ...

Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun 05/03/2008 tarhili yazısında suça konu zararın suça sürüklenen çocuklar ve aileleri tarafından karşılanmadığının belirtilmiş olması karşısında haklarında verilen cezadan TCK'nun 168/1.madde gereğince indirim yapılması, hükümde ayrıca kovuşturma başladıktan sonra hüküm kurulmadan önce zararı tazmin ettiklerinin belirtildiği halde TCK'nun 168/2 maddesi gereğince indirim yapılması gerekirken 168/1. maddesi gereğince indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen.

“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.

Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır.

Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, Olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır.

“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir.

Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.

Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2.maddesinin uygulanması gerekmektedir.

Somut olayda; suça sürüklenen çocuklardan ...'nın cezaevinde B 10 koğuşunda kaldığı, olay günü çatıdan geçmek suretiyle B 9 koğuşuna gittiği, infaz koruma memurlarının bu durumu fark ederek kendi koğuşuna geçmesi için onu almak istedikleri,

ancak B 9 koğuşunda bulunan suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ...'un ...'yı vermek istemeyerek koğuşta bulunan cam ve aynaları kırmak suretiyle tehdit içeren sözler söyledikleri, memurların zorla ...'yı alarak götürdükleri, bu sırada B10 koğuşunda bulunan suça sürüklenen çocuk ...'in de ...'nın şikayeti üzerine koğuştan alındığı, buna kızan diğer suça sürüklenen çocuk ...'in koğuşun camını kırdığı, kapıya vurduğu, bir süre sonra ...'in koğuşa geri geldiği ve ... ile birlikte bu kez lavobaları ve aynaları kırdıkları ve görevli memurlara direndikleri iddia edilen olayda,

A-Suça Sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, suça sürüklenen çocuk ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuklar ve müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Suçun işlendiği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuklara yüklenen "kamu malına zarar verme" suçunun lehe olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişmeden önceki 24.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle,

5271 sayılı CMK'nun 253/4.maddesi ve 26.07.2007 gün ve 26594 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8/2.maddesi uyarınca taraflara ve bilhassa suça sürüklenen çocukların kanuni temsilcisine uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçları anlatılmak suretiyle uzlaşma teklifinde bulunulması ve sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de ;

1-Suç vasfının doğru belirlenmesine rağmen görevi yaptırmamak için direnme suçunda uygulama maddesinin TCK'nın 265/1 maddesi yerine "152/1.a" maddesinin yazılması,

2-Tayin edilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sırasında kanun maddelerinin fıkrasının ve belirlenen temel gün adli para cezasının taksitlendirilmesin de uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6 maddesine aykırı davranılması,

3-Suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen hükümde zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuklardan tahsiline karar verilmesi,

B-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış olduğu dikkate alınarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35.maddesi gereğince işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığı hususunda rapor alınmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması,

2-Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağının değerlendirilmesi açısından; suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2.maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan ve aynı Kanunun 35/3.maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-Suçun işlendiği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuğa yüklenen "kamu malına zarar verme" suçunun lehe olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişmeden önceki 24.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle,

5271 sayılı CMK'nun 253/4.maddesi ve 26.07.2007 gün ve 26594 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8/2.maddesi uyarınca taraflara ve bilhassa suça sürüklenen çocuğun kanuni temsilcisine uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçları anlatılmak suretiyle uzlaşma teklifinde bulunulması ve sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

4-Nüfus kaydına göre, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK' nın 31/2.maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken TCK'nun 31/3.maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,

Kabule göre de;

1-Suç vasfının doğru belirlenmesine rağmen görevi yaptırmamak için direnme suçunda uygulama maddesinin TCK'nın 265/1 maddesi yerine "152/1.a " maddesinin yazılması,

2-Tayin edilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sırasında kanun maddelerinin fıkrasının ve belirlenen temel gün adli para cezasının taksitlendirilmesin de uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6 maddesine aykırı davranılması,

3-Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükümde zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocukdan tahsiline karar verilmesi,

C-Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;

Görevi yaptırmamak için direnme suçunun B 9 koğuşunda kalan suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiği, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in B-10 koğuşunda bulunduklarının anlaşılması karşısında görevi yaptırmamak için direnme suçuna ne şekilde katıldıklarının karar yerinde tartışılmaması,

SONUÇ / HÜKÜM

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.01.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/13408, K. 2013/1665, 30 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/13408
Karar No
2013/1665
Tarih
30 Ocak 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/13408 K.2013/1061
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2012/13408 K.2013/946
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/13409 K.2013/1662
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/13409 K.2013/1045
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2012/13409 K.2013/1030
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/13409 K.2013/225

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.