KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/17214 E., 2014/10228 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkûmiyet
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'in, katılan Halil Karaman'ın asker arkadaşı olduğu, ona telefon ederek altın bulduklarını söylediği, bunun üzerine katılan ...'in arkadaşı katılan ... ile birlikte Denizli'ye geldiği, sanık ile görüştükleri, altınları almak istedikleri, ancak sanığın önce para getirmelerini istediği, bunun üzerine katılan ...’in abisi ...’i arayarak kendisine ve katılan ...’a ait toplam 60 bin lira parayı alıp gelmesini söylediği,
parayı temin eden ...'ın Denizli'ye geldiği ve hep birlikte altınları almak için sanığın belirttiği adrese gittikleri, orada ...'in altınları getirmek için eve girdiği ve dışarıda bekleyen katılanların 10-15 dakika sonra durumdan şüphelenip içeri girdiklerinde sanığın arka kapıdan kaçtığını anladıkları olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tek fiille birden fazla kişiye karşı gerçekleşen eyleminde, zincirleme suç koşulları bulunduğu halde, TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında hükmolunan gün para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi,
2- TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/17214, K. 2014/10228, 22 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama