KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/19378 E., 2014/12214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkûmiyet
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, şikayetçiye ait şirkette 2004-2007 yılları arasında şirket satış temsilcisi olarak çalıştığı, müşterilerden şirketin ticaret ve meslek kolundan kaynaklanan işler için ayrı ayrı şirket adına para aldığı, bu paraları teslim etmesi gerekir iken teslim etmediği ve bu suretle üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, farklı zamanlarda, şikayetçi adına üç ayrı müşteriden hizmeti gereği tahsil ettiği paraları iade etmemesi karşısında; hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükmünün uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği,
altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünlerin tamamen çıkarılıp yerlerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/19378, K. 2014/12214, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama