KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/20083 E., 2014/12531 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Güveni kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
21.12.2005-12.01.2008 tarihleri arasında katılan şirkette insan kaynakları ve personel müdürü olarak görev yapan sanığın, düzenlediği ücret hesap pusulası ve bordrosuna nazaran personelin ve kendi maaşının ödendiği banka şubesine daha fazla para aktardığı, aktardığı fazla para tutarını da aynı ay düzenlediği ve şirket çalışanlarının adı soyadı, banka hesap numaraları, ücret kesintilerini ve ödenecek net ücreti gösteren tabloya boş satır atlayarak ilave ettiği, böylece şirketin hesabı ile banka hesabının mutabakatını sağladığı,
bu şekilde 12.526 TL haksız kazanç elde ettiği ve üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın mahkeme alınan savunmasında yüklenen suçu ikrar ettiğinin anlaşılması karşında, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, hükmolunan hapis cezasının TCK 51. maddesi kapsamında ertelenmemesinin gerekçesi yasal ve yeterli olduğundan bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi ve hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/20083, K. 2014/12531, 23 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama