KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/21535 E., 2014/8110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2014
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK'nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır.
Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır.
Bir yakınının hastanede, karakolda, cezaevinde, vb, zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir.
Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Somut olayda; sanığın olay tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatarak tedavi gören hastasına refakatçi olarak bulunan katılan ...'ın yanına gelerek kendisini hastane görevlisi olarak tanıttığı, katılana hitaben, "babanın göz damarları kopmuş hemen ambülansla hastane dışına götüreceğiz film çektireceğiz, bunun için 579 TL vereceksin dediği" katılan sanığın sözleri karşısında korkuya kapılıp inanarak, yanımda 270 TL var deyince sanığın bu parayı alarak, elindeki bir kağıdı verip “sen bunu hemşireye imzalat” diyerek oradan ayrılması şeklinde gerçekleştiği iddia olunan olayda, sanığın eyleminin TCK'nın 158/1-b maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde, bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/21535, K. 2014/8110, 28 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama