İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Ceza Dairesi

YARGITAY · 15. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21609 K.2014/13052

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş…

Esas2012/21609Karar2014/13052Tarih2 Temmuz 2014Okuma6 dk · 1.234 kelime

KÜNYE

15. Ceza Dairesi 2012/21609 E., 2014/13052 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Temmuz 2014
Tebliğname No
11 - 2010/259591
Mahkemesi
Mersin 2. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi
03/05/2010
Numarası
2010/165 (E) ve 2010/702 (K
Suç
Güveni kötüye kulanma
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.234 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Sanığın, daha önce ev arayan katılan ve ailesine yardımcı olduktan sonra katılanı ziyaret için evine geldiği, katılanın, bir sucu lazım olduğunu söylediği, sanığın, kendisinin tanıdığı bir sucu olduğunu, fakat şarjının bittiğini söyleyerek, söylediği kişiyi aramak için katılanın telefonunu istediği, şarjı taktıktan sonra evden çıkan sanığın, yarım saat sonra geleceğini söylemesine rağmen, dışarda eşiyle tartışıp telefonu yere atarak kırdığını iddia ederek telefonu katılana iade etmediği, böylece sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, zilyetliğin devrinin söz konusu olmaması karşısında.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarih ve 2011/15-440 esas. 2012/229 sayılı kararı gereğince; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 141/1 maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 02/07/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı oy)

KARŞI OY

Yargılama konusu olay: Katılanın ev bulmasına yardımcı olan ve bu şekilde onunla tanışan sanığın, katılanın yeni taşındığı evine geldiği, o sırada ailesi ile kahvaltı yapan katılanın onu içeriğe davet ettiği, içeri giren sanık ile katılanın birlikte kahvaltı yaptıkları, katılana su tesisatçısı lazım olduğunu öğrenen sanığın ona; “tanıdığı tesisatçı olduğunu, kendi cep telefonunun şarjının bittiğini, yarım saat sonra telefonunu getireceğini” söyleyerek ondan cep telefonunu istediği, katılanın verdiği cep telefonunu alan sanığın bir daha iade etmediği iddiasından ibarettir.

Sanık, eşiyle kavga ettiğini, bu sırada elindeki telefonu fırlattığı için katılana ait telefonun kırıldığını, katılanın kırık olarak geri almadığını, yenisini de alamadığın savunmuştur.

Katılan mahkemede, sanığın kendisine yeni bir telefon alacağını söylediğini; fakat almadığını beyan etmiştir. Sanığın telefonu kırık olarak iade etmek isteyip istemediği konusu kendisine açık olarak sorulmamış ise de; katılanın bu beyanı sanığın savunmasını doğrular niteliktedir.

Yapılan yargılama sonucunda güveni kötüye kullanma suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü sanığın temyizi üzerine dairemizce, Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarih, 2011/15-440 esas ve 2012/229 karar sayılı içtihadı gerekçe gösterileerek oy çokluğu ile bozulmuştur.

Sayın çoğunluğun dayandığı Ceza Genel Kurulu Kararında;

“Türk Ceza Kanununun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu; "başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak veya bu devir olgusunu inkar etmek" olarak tanımlanmıştır.

Zilyedlik kavramı ise; 4721 sayılı Medeni Kanunun 973. maddesinde, "Bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir" şeklinde tanımlanmaktadır.

Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli bir biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Malın sahibi ve zilyed arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu ilişkinin gereği olarak, taraflar arasındaki güven korunmalıdır. Mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Mağdur ile fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne göre yapılmış bir teslimden söz edilemeyeceğinden bu suç oluşmayacaktır.

Hırsızlık suçu ise aynı Kanunun 141. maddesinde; "zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malın kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması" olarak tarif edilmiştir.

Hırsızlık suçunun temel özelliği; malın fail tarafından bulunduğu yerden alınmasında mağdurun rızası olmadığı halde, güveni kötüye kullanma suçunun özelliği; mağdurun aldatılmamış ve özgür iradesi ile malı teslim etmesidir.”

Şeklinde belirlemelerde bulunulmuştur.

Görüldüğü üzere; çoğunluğun kararına emsal olarak gösterilen Genel Kurul kararı hırsızlık suçu yönünden mevcut olayla örtüşmemektedir.

“Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak”, hırsızlık suçunun temeli ve tanımıdır. Taşınır malın alınmasının hırsızlık suçunu oluşturabilmesi için, temel belirleyici unsur zilyedin rızasının bulunmaması gerekir.

Güveni kötüye kullanma suçu ise yasada, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak veya bu devir olgusunu inkâr etmek” olarak tanımlanmıştır. Bu suçun hırsızlıktan farkı; Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir. Ayrıca Zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma ifadesi ile tüm hareketler bu kavram içine alınmıştır. Gerekçede belirlendiği gibi korunan hukuki değer kişilerin mülkiyet hakkıdır.

Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi arasında, eşyanın verilmesinden önce koşulları belirli veya belirlenebilen yazılı veya sözlü ama geçerli bir anlaşma olmalıdır. Anlaşmanın yazılı olması şart değildir. Sözleşme sözlü olarak da kurulabilir. Eşya bu anlaşma ile anlaşmanın koşullarına uyulmak üzere asıl sahip veya zilyedi tarafından faile tevdi edilerek fer’i zilyet kılınmaktadır. Ancak fail daha sonra anlaşma ile kendisine belli ve sınırlı olan hakla, yetkilerinin dışına çıkınca bu suç oluşmaktadır.

Zilyetliğinin devrinin kimin tarafından yapıldığının ve süresinin önemli olmadığı kısa bir süreliğine teslim edilmiş olsa bile zilyetliğin devredildiği ve devir alanın da fer’i zilyetliğini kazandığı sürece bu suçun işlenebileceği doktrinde genel kabul gören bir düşüncedir.

Rızanın varlığı halinde hırsızlık suçundan söz etmek mümkün değildir. Eğer müştekinin teslim iradesi sanığın kullandığı hile ile elde edilmiş ise dolandırıcılık suçu düşünülecektir. Bu rıza sakatlanmamış bir rıza ise artık hırsızlık suçundan değil güveni kötüye kullanma suçundan söz edilebilir

Ceza Genel Kurulu kararında yer alan belirlemeler ve yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda;

Katılan ile sanık önceden tanışmaktadır. Katılan sanığa güvenmektedir. Bu güven neticesinde katılan sanığa cep telefonunu yarım saatliğine kullanmak üzere teslim etmiş ve bu süre içerisinde telefonu kullanmak için sanık ile katılanın anlaşmıştır. Anlaşma süresince amacına uygun olarak serbestçe tasarrufta bulunması amacıyla ve aldatılmamış iradesiyle katılan tarafından suç konusu telefon sanığa teslim edilerek zilyet kılınmıştır.

Sanık telefonu katılanın rızası dışında almadığından eylemi hırsızlık suçunun unsurlarını taşımamaktadır. Kaldı ki, kısmen katılanın beyanı ile de doğrulandığı üzere, sanık telefonu eşine öfkelenip kırdığı için iade edemediğini iddia etmiştir. Bu savunma doğru ise sanıkta zaten hırsızlık kastının bulunduğundan söz etmek de mümkün olmayacaktır. Yukarıda izah edildiği üzere bu savunmayı doğrulayacak deliller ise toplanmamıştır. Bu hususun araştırılması ancak eylemin hırsızlık olarak vasıflandırılmak istenmesi halinde gereklidir.

Ancak katılan, telefonunu kendi rızası ile sanığa teslim etmiştir. Sanığın bu telefonla bulunduğu yerden ayrılmasına, telefonu istediği yere götürüp yarım saat boyunca istediği şekilde kullanmasına; yani sanığın suça konu telefonu kendi hakimiyet alanına geçirmesine izin vermiştir. Bu bir zilyetlik devridir. Katılan zilyetliği devretmiş bulunduğundan artık eylemin hırsızlık olarak vasıflandırılması mümkün değildir.

Kanaatimce Ceza Genel Kurulunun “kısa süreliğine konuşmak için verilen telefon için zilyetliğin devredilmiş sayılamayacağı” şeklindeki kabulü çoğunluk tarafından yanlış yorumlanmaktadır. Çünkü burada kastedilen ve vurgulanmak istenen, sanığın kısa süreliğine yani konuşma yapmak için aldığı telefonu hakimiyet alanına geçirmesine katılanın izin vermemesi nedeniyle zilyetliğin devredilmediğidir.

Yoksa zilyetlik devrinden sonra sanığın ne kadar sürede iade ettiğinin veya etmediğinin bir anlamı yoktur. Üstelik sayın çoğunluğun benimsediği ve kararlarında göz önünde bulundurduğu, 1 saatlik veya iki saatlik kriterler tamamen yasal dayanaktan yoksun ve hukuk mantığı ile bağdaşmamaktadır.

Yasada tanımlanan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturan tipik fiil ve bu suça ait unsurları gerçekleştiren sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanması yerine; eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulması isabetli olmadığından sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/21609, K. 2014/13052, 2 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/21609
Karar No
2014/13052
Tarih
2 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21612 K.2014/13163
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21614 K.2014/13164
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21615 K.2014/13928
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21617 K.2014/13357
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21618 K.2014/13857
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/21619 K.2014/13170

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.