KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/3051 E., 2012/37536 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ... ...'ın, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 12.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Şişli S.
Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2009 tarihli ve 2009/1202-1611 sayılı kararını müteakip, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca ilamın infazı sonrası, müşteki vekilince sanık tarafından ödenen adlî para cezasının dosyaya aktarılarak taraflarına ödenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 26/05/2011 tarihli ve 2009/1202-1611 sayılı ek kararına yapılan itirazın kabulü ile anılan Mahkeme kararının kaldırılmasına, hükümlünün Hazine Müsteşarlığı hesabına yatırdığı 12.000,00 Türk lirasının katılana ödenmesine,
hükmün bütün sonuçlan ile ortadan kaldırılmasına mahkemesince karar verilmesine yönelik İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2011 tarihli ve 2011/1185 değişik ... sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16/02/2012 gün ve 2011/2580/9913 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2012 gün ve 2012/53757 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5941 sayılı Çek Kanunu'nun Geçici 2. maddesinde yer alan "3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1/11/2009 tarihi İtibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;
a)Şikâyetçi İle belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.
b)Bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak birinci yıl taksidi, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.
(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercilerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre İçinde şikâyetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması hâlinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır.
(3)Soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı islemez.
(4)Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın Ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.
(5)Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir,
(6)Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün İnfazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir."
Şeklinde düzenlenmiş olup, dosya kapsamında sanık müdafiinin 31/03/2010 tarihli dilekçesi ile taahhüt de bulunarak infazın durdurulmasını talep ettiği, Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/04/2010 tarihli ve 2009/1202-1611 sayılı ek kararı ile vekil tarafından yapılan taahhüdün geçerli olmayacağı gerekçesi ile talebin reddedildiği, sanık ınüdafiinin İtirazı üzerine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2010 tarihli ve 2010/525 müteferrik sayılı karan ile itirazın kabulüne, Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/04/2010 tarihli ve 2009/1202-1611 sayılı ek kararın kaldırılmasına karar verildiği,
ancak sanığın 19/07/2010 tarihinde adlî para cezasını ödediği ve ilâmın bu şekilde infaz edildiği, infaz tarihinde infazın durdurulmasına karar verilmediği anlaşılmakla itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/3051, K. 2012/37536, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama