KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/6983 E., 2012/39033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan ...'ın kimlik bilgilerini kullanarak, muhtarlıktan kendi resminin olduğu nüfus cüzdanı talep belgesi aldıktan sonra, Bornova Nüfus Müdürlüğü'ne kimliğinin kaybolduğu gerekçesiyle başvurup, üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu ... adına sahte nüfus cüzdanı çıkardığı, daha sonra bu sahte kimlikle katılan ...'nin Bornova Şubesi'ne başvurup, ... adına 6900 TL bedelli kredi sözleşmesini imzalayarak parayı almak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın 12.04.2010 tarihinde kendi fotoğrafı ile muhtarlıktan katılan ...'a ait sahte nüfus cüzdanı talep belgesi aldığı ve bununla Bornova Nüfus Müdürlüğü'nden sahte nüfus cüzdanı alıp 13.04.2010 tarihinde ... adına kredi sözleşmesini imzaladığının anlaşılması karşısında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesine rağmen sanık hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Mahkemece İzmir 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2008 tarih, 2007/372 Esas, 2008/292 Karar sayılı ilamının 31.10.2008 tarihinde kesinleştiği kabul edilerek bu hüküm tekerrüre esas alınmış ise de; İzmir 10.Asliye Ceza Mahkemesinin dosya arasında bulunan 19.08.2009 tarih, 2007/372 Esas,2008/292 Karar sayılı ek kararından anlaşılacağı üzere, sanığın 07.08.2009 tarihli temyizi üzerine, gerekçeli kararın sanığa usulsüz olarak tebliğ edildiği belirtilerek 31.10.2008 tarihli kesinleşme kararı kaldırılarak sanığın temyiz isteminin kabulüne karar verildiğinin anlaşılması karşısında, kesinleşmeyen ilamın tekerrüre esas alınması,
2-TCK'nın 53. maddesi uygulanırken, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisi”nden münhasıran "kendi alt soyu bakımından" şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/6983, K. 2012/39033, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama