KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/8269 E., 2014/2151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Güveni kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılana ait... Kuyumculuk Satış mağazasında satış sorumlusu olarak çalışan sanığın, İstanbul içi ve çevresinde müşteri firmalara işlenmiş altın takıların satış ve pazarlamasını yaptığı sırada 2008 yılı Haziran-Eylül ayları arasındaki dönemde satışını yapıp tahsilatını gerçekleştirdiği, 14 ayar 1.060 gr. işlenmiş altının şikayet tarihindeki bedeli olan 54.213.
TL' yi firma hesabına aktarmayarak mal edinip müsnet suçu işlediği iddia edilmiş olup, sanığın suçu kabul ettiği ancak altınların 700 gram olduğunu, bu işlemi 15-16 kez tekrarlayıp parayı şirkete teslim etmediğini beyan ettiği, sanığın satış sorumlusu olduğu firma için müşterilerden tanzim ettiği altın satış bedelini firmaya ödemeyip mal edindiği bu suretle üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 51/2 maddesinde yer alan "Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir.
Koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverilir" hükmünün, aynı zamanda etkin pişmanlık başlığı altında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi gereğince cezadan indirim sebebi olduğu, kanunî bir indirim sebebinin aynı zamanda hapis cezasının infaz edilmiş sayılmasını gerektirecek şekilde erteleme şartı olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı gözetilmeyerek, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertemenin, katılanın uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli para cezasının tespit edilmesinde belirtilen yeterli gerekçe nedeniyle teblignamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca hapis cezası ertelenen sanık için, aynı yasanın 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/8269, K. 2014/2151, 6 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama