KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/8301 E., 2014/1741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık ...’in, askerlik arkadaşı olan tanık .....’ı arayarak kendisinde altın, heykel ve benzeri şeyler olduğunu, bildiği herhangi bir kuyumcu olup olmadığını sorduğu, tanığın da köyde olmaması nedeniyle amcasının oğlu olan katılanı aramasını söylediği, bunun üzerine olay tarihinden 10 gün önce sanık ...’in katılanı telefonla arayarak ona kendisinde altın ve 2 adet altın heykel olduğunu, bunları satabileceğini, bunun için Doğubayazıt’a gelmesini söylediği,
katılanın da olay tarihinden bir hafta önce Doğubayazıt’a giderek burada sanık ile buluştuğu, sanığın da, katılanı adresini bilmediği sanık ...’e ait bir eve götürerek burada katılana 10 adet gerçek reşat altını gösterdiği, katılanın altınlara bakıp altınların alınıp satılabilen gerçek altınlardan olduğunu görmesi üzerine, sanığın 3600 adet altın için istemiş olduğu 55.000,00 TL’yi tedarik etmek için söz konusu evden ayrıldığı,
olay günü tekrar Doğubayazıt’a giderek sanık ... ile buluştukları, katılanın sanığa 45.000,00 TL bulabildiğini, altınları gördükten sonra bu parayı verebileceğini söyleyince, sanığın katılana “sen bana güvenmiyor musun, ben sana altınları getireceğim” dedikten sonra, katılanın sanığa 45.000,00 TL’yi verdiği, parayı aldıktan sonra altınları getireceği bahanesiyle çevre yolunda bir sokak içerisine girdiği ve burada ortalıktan kaybolduğu, katılanın bir müddet beklemesine rağmen sanığın gelmediği,
bunun üzerine katılanın sanığa telefon açarak nerede olduğunu sorduğunda sanık ...’in telefonda “ben seni tanımıyorum, ben eroin esrar satmıyorum, polise seni şikâyet edeceğim” dediği, daha sonra telefonu tamamen kapattığı anlaşıldığından, sanıkların hileli davranışlarla güven uyandırarak ellerinde birçok altın olduğu kanısını oluşturduktan sonra, yapmış oldukları hileyi maddi verilerle desteklemek suretiyle menfaat temin etmeleri şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/8301, K. 2014/1741, 3 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama