İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Ceza Dairesi

YARGITAY · 15. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2013/10178 K.2013/12355

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Esas2013/10178Karar2013/12355Tarih3 Temmuz 2013Okuma8 dk · 1.519 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/10178 E., 2013/12355 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Temmuz 2013
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.519 kelime·8 dk okuma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen.

“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun

oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır.

Cebirle kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, ... ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur ... ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır.

Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır.

Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.

Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.

Sanıkların, başka bir suçtan dolayı ... Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamalarına ilişkin duruşmada, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi üzerine, kamu görevi ifa eden jandarma görevlilerine karşı geriye dönük işlemlerini yapmayı engellemek amacıyla cebir olarak nitelenecek şekilde eylemlerde bulundukları, sanık ...'ın mahkemeye hitaben sinkaflı küfürler ettiği ve “böyle adalet mi olur, başlarım böyle mahkemeye”

Şeklinde sözler sarf etmek suretiyle kamu görevi ifa eden mahkeme heyetine hakaret ettiği, bu sırada sanık ...'ın duruşma salonunun giriş kapısına tekme atmak suretiyle zarar verdiği ve kendisini kelepçelemek isteyen şikayetçi jandarma görevlisi ...'ın elini bükerek serçe parmağının kırılmasına neden olduğu, alınan adli rapora göre şikayetçinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte ve 1. (hafif) derecede kırık oluşacak şekilde yaralandığı,

içeride yaşanan hadiseler nedeniyle dışarı çıkarılan sanıklar ... ile ... ise kamu görevi ifa eden jandarma görevlisi şikayetçi ...'un sol koluna tekme ile vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, şikayetçi ...'nin sanık ...'ün taşkınlıklarını engellemek istediği sırada sanığın dirseği ile şikayetçinin burnuna vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve burun kemiğinde kırık oluşacak şekilde yaraladığının iddia edildiği olayda;

A-Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme, sanık ... hakkında ise kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanık ...'ın, görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden birden fazla kamu görevlisine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle, aynı nev'iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş olduğu halde, 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanmaması ve suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi karşısında, sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın aynı Kanun'un 265/3. maddesi gereğince arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış.

5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca, sanık ...'ün belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,

B- Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi karşısında, sanık hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK'nın 265/3. maddesi gereğince, hakaret suçunun ise aleni bir yer olan duruşma salonunda işlemesi nedeniyle, bu suçtan hükmolunan cezanın aynı Kanun'un 125/4. maddesi gereğince arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; görevi yaptırmamak için

direnme suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Tekerrüre esas cezası bulunan sanık hakkında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde 2 yıl denetimli serbestlik tedbir süresinin belirlenmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kısımlardaki "2 yıl süre ile" ibarelerinin çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

C-Sanık ... hakkında şikayetçiler ... ve ...'ye yönelik kasten yaralama, sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme, sanık ... hakkında şikayetçi ...'a yönelik kasten yaralama ve sanıklar ... ile ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sanıklar ... ve ...'ın, şikayetçi ...'u görevini yapmasını engellemek amacıyla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıklarının anlaşılması karşısında; yaralamanın niteliği ve derecesine göre eylemin görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsurunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıklar hakkında ayrıca kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 86/2,3-c maddesi gereğince hüküm kurulması,

2-Sanık ...'ın, dirseği ile vurmak suretiyle şikayetçi ...'yi burnunda kemik kırığı oluşturacak şekilde yaraladığının anlaşılması ve şikayetçi hakkında Adli Tıp ... Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 04/02/2011 tarihli raporda, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin değerlendirilebilmesi amacıyla, şahsa ait olay tarihli grafilerin temin edilerek gönderilmesi gerektiğinin bildirilmesi karşısında;

kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-Sanık ...'ın işlediği iddia olunan görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir unsurunu, jandarma görevlisi şikayetçi ...'ın elini bükerek serçe parmağının kırılmasına neden olması şeklindeki eyleminin oluşturduğu anlaşıldığından, görevi yaptırmamak için direnme suçu ile anılan suçun unsuru olan ve TCK'nın 265/5. maddesi gereğince ayrı bir suç teşkil eden neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama eyleminin, hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birlikte görülmesi gerektiği gözetilmeden, şikayetçi ...'ın beyanının alınmasının dosyayı sürüncemede bırakacağı şeklindeki oluşa uygun olmayan gerekçeyle, sanığın şikayetçiye yönelik kasten yaralama eyleminin tefrik edilmesi suretiyle ayrı bir kovuşturma yürütülmesi,

4-Olay sonrasında kolluk tarafından tanzim edilen tutanak ve duruşma tutanağında, sanıklar ... ile ...'in hangi eylemleri gerçekleştirmek suretiyle şikayetçilerin görevlerini yapmalarını engellediklerine dair açık bir ifadenin bulunmaması, şikayetçiler ve tanık beyanlarında da sanıkların direnme suçunu işlediklerine dair açık ve belli bir eylemin isnat edilmemesi, suçun cebir ve/veya tehdit unsurlarının ne şekilde oluştuğunun anlaşılamaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, eylemin gerçekleştiği sırada duruşma salonunda bulunan avukatlar ile mübaşir, zabıt katibi ve gerektiğinde hakim ve Cumhuriyet savcısının da dinlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ / HÜKÜM

Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/10178, K. 2013/12355, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2013/10178
Karar No
2013/12355
Tarih
3 Temmuz 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2013/10179 K.2013/12499
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2013/10180 K.2013/17857
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2013/10180 K.2013/12504
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2013/10180 K.2013/10901
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2013/10181 K.2013/10911
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2013/10181 K.2013/12503

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.