KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/10187 E., 2013/12505 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Metni
780 kelime·4 dk okuma
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen.
“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.
Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir ... için değil, görevine giren bir ... için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır.
Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır.
Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır.
Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Olay tarihinde saat 02:00 sıralarında 155 polis imdat telefonunu arayan bir şahsın Devlet Karayolu üzerinde bulunan Hilaliye üst geçidinde bir kaç şahsın yola taş atmak suretiyle yoldan geçen araçları tehlikeye düşürdüklerini bildirmesi üzerine aynı ekipte görevli polis memuru katılanlar ... ile ...'in olay yerine gittikleri, dosya içerisinde mevcut doktor raporlarına göre aşırı derecede alkollü oldukları sabit olan sanık ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ile ...'un üst geçit üzerinde alkol aldıklarını gördükleri,
ihbarda belirtildiği gibi üst geçit altında yerde karayolu üzerinde kırmızı renkli tuğla kırıntılarının olduğunun belirlendiği, sanık ve suça sürüklenen çocukların Kabahatlar Kanunu uyarınca işlem yapılmak üzere katılanlar tarafından karakola davet edildiği, ancak sanık ve suça sürüklenen çocukların katılan polis memurlarına
hitaben "Şerefsiz polisler, sizin Allah'ınızı, kitabınızı sinkaf ederiz, o.... çocukları" demek suretiyle sinkaflı küfürler ederek ekip otosuna binmemek için yumruk vurmaya çalışarak, vücutlarını kullanarak katılan polis memurlarına direndikleri bunun üzerine katılanların yardımcı ekip istedikleri, yardımcı ekiplerin de gelmesi üzerine sanık ve suça sürüklenen çocukların ekip araçlarına bindirilerek doktor raporlarının alınması için hastaneye götürüldükleri, hastaneye götürüldüğü sırada suça sürüklenen çocuk ... .... götürüldüğü ekip aracının sol arka camını tekmelemek suretiyle kırdığı,
sanık ...'ın yapılan üst aramasında ekspertiz raporunda sustalı çakı olduğu tespit edilen bıçak ele geçirildiğinin anlaşıldığı olayda, sanık ... ve suça sürüklenen çocuklar ... ve ... eylemlerinin kamu görevlisine görevini yaptırmamak direnme, hakaret ve mala zarar verme suçlarını oluşturduğuna yönelik kabul ile sanık ...'ın eyleminin ayrıca 6136 sayılı kanuna muhalefet suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/10187, K. 2013/12505, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama