KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/112 E., 2014/14490 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
545 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 31.07.2009 tarihinde... numaralı ev telefonundan müştekiyi arayarak kendisini ... ... olarak tanıttığı, akabinde telefonunu cami ustası ...'dan aldığını, kendisiyle görüşmek istediğini, ... pazaryerinde bulunan Merkez camii'nde olduğunu ve kendisini beklediğini söylediği, bunun üzerine müştekinin Merkez cami'sine giderek sanıkla buluştuğu, burada sanığın müştekiye ... ... köyünde ikamet ettiğini, dindar birisi olduğunu söylediği, müştekinin de sanığı alarak evine misafir olarak götürdüğü,
konuşma esnasında müştekinin münasip birini bulunca evlenmek istediğini söylemesi üzerine sanığın da dini bütün bir baldızı olduğunu, onunla görüşüp razı edebilir ise kendisini arayabileceğini söylediği, daha sonra sanığın cübbesini ve parasını trende çaldırdığını bu nedenle üzerinde hiç parası olmadığını söyleyerek müştekiden 100 TL istediği, müştekinin de verdiği, bilahare parayı alan sanığın müştekinin evinden ayrıldığı, 3.8.2009 tarihinde sanığın telefonla müştekiyi tekrar arayarak baldızını razı ettiğini, .... gelmesi gerektiğini, 1000 TL kadar da masraf olacağını söylediği,
müştekinin de tanık olan oğlu ... ile birlikte ... ... geldikleri, sanığın müşteki ve tanığı tren garında bekleyerek karşıladığı, daha sonra müştekiye baldızıyla evlilik işini konuştuğunu, baldızının razı
olduğunu, kendisine vereceğini, ancak köyde mevlüt okutması gerektiğini, eş ve dostlarını çağıracağını, bu nedenle masraf yapması gerektiğini belirterek 1000 TL istediği, müştekinin de verdiği, daha sonra sanığın müşteki ile oğlu olan tanık ...'e garın karşısında bulunan camiyi göstererek kendisini orada beklemelerini, bir arabayla gelerek kendilerini alacağını söyleyerek ortadan kaybolduğu, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle müştekiyi kandırarak haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ile tanık ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek , değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/112, K. 2014/14490, 11 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama