KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/1464 E., 2013/7408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen.
“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.
Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir ... için değil, görevine giren bir ... için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır.
Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanık ...’nun, ...’in çalışmakta olduğu Eser işhanındaki işyerinden cep telefonu çalmak isterken görülmesi üzerine, telefonu bırakıp kaçmaya başladığı, özel güvenlik izin belgesi bulunan bu işhanında görev yapan ve kendisini yakalamak isteyen 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 23. maddesine göre, Türk Ceza Kanunu uygulamasında memur sayılan ...’a ve özel güvenlik kimlik kartı bulunmayan ...'e karşı cebir şiddet uyguladığı, arbede sırasında şikayetçi Murat’ın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralandığı, sanığın etkisiz hale getirilmesinden sonra polislere teslim edildiği, gözaltında olduğu sırada bulunduğu nezarethanedeki döşemelerin de tahtalarını kırdığının iddia edildiği olayda;
Sanığın, epilepsi hastası olması nedeniyle nezarethanede bulunduğu sırada nöbet geçirdiğinden ne yaptığını bilmediğini beyan etmesi ile buna ilişkin rapor sunması, olay ve görgü tespit tutanağında da sanığın şuursuzca bağırdığının belirtilmesi yanı sıra, duruşmada dinlenen adli tıp uzmanının, epilepsi krizi sırasında bilinç kaybının oluşabileceğine ve kasılmalar sırasında hastanın etrafına zarar verebileceğine ilişkin ifadeleri karşısında, tutanak düzenleyicilerinin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurularak,
sanığın nezarethanede bulunduğu sırada kriz geçirip geçirmediğinin tespit edilmesi ile suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK.nın 32.maddesi gereğince, akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının saptanmasından sonra, hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, adli tıp uzmanının görüşüyle yetinilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/1464, K. 2013/7408, 22 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama