KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/14757 E., 2015/29123 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların sahte altın satma planı yaptıkları, sanık İbrahim'in şikayetçi ... ile telefonla bağlantı kurup, ...'ye çağırdığı, bunun üzerine ...'ün şikayetçi ... ile birlikte 11/12/2009 tarihinde ...'ye geldikleri, burada sanıklar ile karşıladıkları, daha sonra sanıkların sahte altınların içinde bulunduğu ... plakalı aracı park ettikleri yere şikayetçileri götürdükleri, burada altınları gösterdikleri, daha sonra şikayetçilerin 5000 TL karşılığında altınları almaya karar verdikleri,
ancak yanlarında para olmaması nedeniyle ... ...'sine gittikleri ve oradan 5000 TL para çekerek tekrar sanıkların araçlarıyla birlikte bekledikleri ... ilçesine geldikleri, parayı sanıklara verdikleri, daha sonra şikayetçilerin alışverişten vazgeçerek parayı geri istemeleri üzerine sanıklar ile aralarında sözlü tartışma çıktığı, bu sırada görevli polis ekibinin yanlarına gelerek olayı sordukları ve sanıkları yakaladıkları anlaşıldığından, sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun sübut bulduğuna yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
İddianamedeki olayın anlatımında, sanıkların hileli söz ve davranışlarla ikna ettikleri müştekiden suça konu parayı aldığı, bu şekilde eylemin tamamlandığının ve sanıkların pişmanlık duyarak kendiliğinden parayı teslim etmeden polisler tarafından olaya el konulması üzerine paranın müştekiye iade edildiğinin belirlenmesi karşısında, TCK'nın 35 ve 168.maddeleri uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulduğundan bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı, sanık Yüksel ve sanık İbrahim müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin edildiği halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün birim miktarının asgari hadden uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/14757, K. 2015/29123, 29 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama