KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/181 E., 2014/14155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Somut olayda; sanıkların şikayetçi ...’e ait işyerine gelerek bilgisayar satın alma konusunda anlaştıkları, satın aldıkları bilgisayarı tanık ...’a ait işyerinde şikayetçiye kurdurdukları, ödemeyi başka bir yerde yapacaklarını söylemeleri sonucu şikayetçi ile birlikte araçla yola çıktıklarında sanık ... hariç diğer sanıkların çeşitli bahanelerle araçtan indikleri, sanık ...'un şikayetçiyi götürdüğü işyerinde çay söylediği,
telefonla konuşur gibi yaptığı sırada şikayetçinin bir anlık dalgınlığından yararlanıp kaçtığını, şikayetçinin içerdeki şahsa sanığın nereye gittiğini sorduğunda sanığı tanımadığını öğrenince dolandırıldığını anlayıp polise başvurduğu, polislerle bilgisayarı kurduğu dükkana gittiklerinde iş yerinin kepenginin kapalı olduğunu gördüklerini, sanıklardan ...‘ın diğer sanıklarla beraber emlakçılık yapan tanık ... ...’a 450 TL ye bilgisayarı sattıkları, sanıkların aynı suç işleme iradesi altında şikayetçiye karşı atılı dolandırıcılık suçunu birlikte işledikleri anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık ... hakkındaki hükmün temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sanığın tekerrüre esas mahkumiyeti olmasına rağmen, hükmolunan cezanın TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar ..., ... (....) ve ... .... hakkındaki hükümlerin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Sanık ...’un tekerrüre esas alınan ilamının, adli sicil kaydının incelenmesinde böyle bir ilamın bulunmadığının görülmesine rağmen yazılı şekilde uygulama yapılması,
b- Sanıklar ... (...) ve ... .... için, TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca hapis cezası ertelenen sanıklar için, aynı kanunun 53/1-c. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/181, K. 2014/14155, 9 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama