KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/27044 E., 2013/17435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, tehdit, hakaret
- Hüküm
- Mahkûmiyet
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1) Sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK'nın 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından, sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2) Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve tehdit suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın farklı tarihlerde şikayetçiden tahsil ettiği paraları uhdesinde tutması karşısında hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sabıkalı olup, kişilik özelliklerine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı verilen sanık hakkında, yakalandıktan sonra savunmasını tespit eden, tutum ve davranışlarını bizzat gözlemleyen yerel mahkemece gösterilen "cezasında başka artırma ve eksiltme sebebinin bulunmadığı" şeklindeki gerekçenin, dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli, yasal ve yeterli olduğundan, tebliğnamedeki 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin bulunup bulunmadığı ile ilgili ayrıca bir karar verilmesi gerektiğinden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
a) Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Serbest Muhasebecilerin, 3568 sayılı Kanunun 2.maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcu yatırmak olmadığı ayrıca, Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1.maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar” şeklindeki hükmüne göre;
sanığın şikayetçiden vergi borçlarını yatırmak üzere aldığı paraları yatırmayarak kendisi için kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında, eyleminin görevi ile ilgisi bulunmayıp, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 155/1.maddesindeki “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek suçun nitelikli hali olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/27044, K. 2013/17435, 13 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama