KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/31209 E., 2014/562 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yolda yürüyen müştekinin yanına yaklaşarak kendisini tanıyıp tanımadığını sorduğu, müştekinin de sanığın çok zorlaması üzerine, “sen ... Doktor değil misin?” dediği, sanığın da bunu kabul ettiği ve müştekiye, kardeşinin evine haciz geldiğini, zor durumda olduğunu, acil olarak 350 TL para lazım olduğunu söylediği, müştekinin de, sanığı daha önceden tanıdığını düşünerek elinde bozuk olmaması nedeniyle 400 TL parayı sanığa verdiği, sanığın, parayı birkaç gün içerisinde geri getireceğini söylemesine rağmen bir daha gelmediği, yapılan araştırmada, ... Doktor diye anılan kişinin başka biri olduğunun anlaşıldığı, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin
ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanı, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/31209, K. 2014/562, 20 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama