KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/314 E., 2013/16837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Güveni kötüye kullanma
- Hüküm
- Düşme
Karar Metni
282 kelime·1 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Şikayetçi ...'ten cep telefonunu kısa süre kullanıp iade etmek üzere teslim alan sanığın şikayetçinin başka bir işle ilgilenmesini fırsat bilip olay yerinden telefon ile birlikte ayrılması şeklinde gelişen olayda, Yargıtay CGK'nun 12/06/2012 tarihli, 2011/15-440 E, 2012/229 K sayılı ilamında belirtildiği gibi, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile şikayetçi arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme,
dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu ve bu suça ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/314, K. 2013/16837, 6 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama