KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/378 E., 2013/11302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Kararın verildiği ve tebligat tarihlerinde ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığa gerekçeli kararın bizzat tebliğ edilmesi yerine, vasisine yapılan gerekçeli karar tebliğinin geçersiz olduğu ve aleyhine sonuç doğurmayacağı değerlendirilip, sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz inceleme talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/02/2006 tarih, 11-129-13 sayılı içtihadında belirtildiği üzere; banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal veya hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterlidir; suçun mağdurunun kim olduğu nitelikli halin oluşumu bakımından ayırıcı bir ehemmiyet arz etmemektedir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın katılandan satın aldığı bir miktar odun karşılığında, hangi şekilde ve kimden temin ettiği belirlenemeyen sahte çeki verip kullanması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin "banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/378, K. 2013/11302, 18 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama