KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/5271 E., 2014/21373 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2014
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, bedelsiz senedi kullanma
- Hüküm
- Beraat, hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar, mahkumiyet
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, sanığa borcundan dolayı 350 TL bedelli senet verdiği, borcunu ödeyerek senedinin iadesini istediği, sanığın katılana gerçek senedin yerine fotokopisini geri verdiği, sanığın daha sonra bu senedin 350 TL olan borç miktarını, rakam hanesinde araya "0" eklemek suretiyle "3.050" TL'lik hale getirip, yazıyla yazılı alacak miktarını da değiştirip, tahrifat yaptığı senetle haksız çıkar sağlamak amacı ile icra takibi başlattığı iddia olunan somut olayda;
dolandırıcılık suçunun oluştuğunun kabulüyle verilen mahkumiyet, davaya konu senedin bedelinin rakam ve yazı ile yazılan bölümlerindeki değişikliklerin sonradan yapıldığının çıplak gözle bile açıkça belli olduğu, senedin iğfal kabiliyetine haiz olmadığı, bu nedenele resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleriyle verilen beraat ve bedelsiz senedi kullanma suçu yönünden, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunun unsuru olduğu ve ayrı bir suç oluşturmadığı gerekçeleriyle hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/5271, K. 2014/21373, 16 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama