KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/5719 E., 2013/6156 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
01/05/2003 tarihinde Bingöl'de meydana gelen depremde, .../... köyündeki evinin yıkıldığına ilişkin tespit yapılan ve fakat bilahare yapılan kolluk araştırmasında evinin depremden zarar görmediği ileri sürülen sanığın, 9.700 lira Devlet yardımı alıp haksız yarar sağlamak suretiyle “nitelikli dolandırıcılık” suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
idarece hasar tespiti yapılıp hak sahibi olanların ilanı ile sanığın gerekli belgelerini sunarak Komisyon kararı gereğince 7269 sayılı Yasaya dayanılarak çıkarılan Yönetmelik çerçevesinde suça konu paranın evi yapan müteahhit firma hesabına aktarılması şeklinde gerçekleşen olayda dosya kapsamı itibariyle atılı suçun yasal unsurları gerçekleşmediğinden “beraat” hükmü kurulması gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıda belirtilen bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin suçun oluştuğuna yönelen ve sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. Maddesinde belirtildiği gibi; “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmolunması” gerektiğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak;
yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafından sonra “Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kendisini vekille temsil ettiren ve hakkında beraat kararı verilen sanık yararına, hazine aleyhine 1.100 lira maktu avukatlık ücreti takdir ve tayinine,” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/04/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Sanığın, ... İli ... İlçesi ... Köyünde bulunan evi depremden zarar görmediği halde ağır hasar talep ve taahhüt formunu doldurup imzalayarak, 2003 yılı depreminden zarar görenlere yapılan konut yardımından yararlanmıştır. Bu husus dosya içeriği ile sübuta ermiş olup bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak deprem mahallinin köy ihtiyar heyeti ve hasar tespit komisyonunca gezilerek sanığın zarar görenler listesine eklenmiş olması nazara alınarak suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında verilen beraat kararı Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Bu gerekçeye dayanan beraat ve onama kararlarına katılmam mümkün değildir.
Çünkü, sanığın eylemi köy ihtiyar heyeti ve zarar tespit komisyonu üyelerinin eylemlerinden bağımsız olarak irdelenmelidir.
Başka bir ifadeyle: Köy ihtiyar heyeti ve komisyon üyelerinin kötü niyetle sanığı korumak için sahte evrak düzenledikleri varsayıldığında onların cezalandırılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın eylemi birlikte işleyen sanığın cezalandırılması gerekeceği gibi, adı geçen heyet ve komisyonun iyi niyetle ve hataen sanık lehine rapor tanzim etmeleri halinde de kötü niyetli olan sanığın eylemi cezalandırılmalıdır.
Somut olayda; sanık sahte talep ve taahhüt formu imzalayıp kamu kurumundan peyderpey para almaya devam ettiğinden olayda hile ve kasıt unsuru gerçekleşmiştir. Haksız yere kendisine menfaat sağlarken kamu kurumuna zarar vermek suretiyle dolandırıcılık suçunun diğer unsurlarını da oluşturmuştur. İçerik olarak sahte zarar tutanağı düzenleyen veya düzenlenmesine yardım edenler hakkında soruşturma açılıp açılmamasının önemi yoktur. Çünkü onlar hakkında açılacak soruşturmanın sonucu sanığın hukuki durumunu etkilemeyecektir. Sanık baştan beri kötü niyetle hareket etmiş, gerçeğe aykırı beyanname (taahhüt formu) doldurarak hak etmediği menfaati içerik bakımından sahte olan belgeye dayanarak edinmiştir.
Bu nedenle sanığın kamu kurumunu dolandırmak suçundan cezalandırılması gerekeceğinden, beraat hükmünün bozulması yerine, onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne muhalifim.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/5719, K. 2013/6156, 4 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama