KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2013/7014 E., 2015/1085 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2015
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Çivril İlçesinde faaliyet gösteren ..Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinde Yönetim Kurulu Başkanı olan sanık ... ile aynı dernekte başkan yardımcısı olan sanık
...'nün gerçekte adı geçen dernekte çalışmadığı halde sigorta primlerini ödeme karşılığında 5000 TL alarak sanık ...'i Ağustos 2008- Şubat 2009 tarihleri arasında sigortalı çalışan olarak gösterdikleri, yine sanık ...'nın sorumlusu olduğu ve ..İlçesinde faaliyet gösteren ...
Temizlik Şirketinde sanık ... fiili olarak çalışmadığı halde 2009 yılı Nisan ve Mayıs aylarında sigortalı çalışan olarak gösterdiği, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanığın bahse konu iş yerlerinde zaman zaman çalıştığı ve bu nedenle SGK primlerinin yatırıldığı, ancak 29.08.2008 ile 28.02.2009 tarihleri arasında sadece 36 günlük bir bölümün priminin yatırılmadığı ve bu nedenle SGK tarafından mevzuata aykırı olduğundan bahisle sigortalılığının iptal edildiği,
sanıkların kurumu zarara uğratmaya yönelik aldatıcı nitelikte hile içeren herhangi bir eylemlerinin bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık ... müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık ... lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/7014, K. 2015/1085, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama