Karar Özeti
15. Ceza Dairesi 2014/24333 E. , 2015/29218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahla tehdit, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevi sebebiyle hakaret, kasten yaralama Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz
Karar Detayı
15. Ceza Dairesi 2014/24333 E. , 2015/29218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Silahla tehdit, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevi sebebiyle hakaret, kasten yaralama Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır. Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir. Sanıklardan ....'in ..... isimli şahısla tartışması nedeniyle, sanık .....'in abisi olan sanık .....'in yanına gittiği,sanıkların evde bulunan bıçakları ve satırı aldıkları,bu satırlarla emniyet müdürlüğüne ait karakola doğru yürümeye başladıkları,bu sırada sanıkların sivil polis olarak çalışan ve o sırada emniyet müdürlüğüne ait araç içerisindeki mağdur M.. K.. ile mağdur R.. K..'u gördükleri, sanıklardan Soner'in mağdur Metin'e elindeki bulunan satırı sallayarak mağduru yaralamaya çalıştığı, mağdurun aracın camını kapatarak olay yerinden uzaklaştığı,bunun üzerine sanıkların ellerindeki bıçaklar ve satırla karakola gittikleri, emniyet görevlilerin sanıkların ellerinde satır ve bıçak olduğunu görünce karokol kapısını kapattıkları, sanık ....'in karakolun camına vurdukları ve sanıkların birlikte orada bulunan emniyet görevlilerine " açın lan kapıyı, bize kokoreççcileri bulun, yoksa sizi de keseriz "diyerek emniyet görevlilerini tehdit ettikleri ve emniyet görevlilerine hakaret ettikleri, bu sırada sanık Soner'in karakolun camdan yapılan kapısını elinde bulunan satırla kırdığı, emniyet görevlilerinin karakol kapısını açmamaları üzerine sanıkların karakoldan ayrıldıkları ve ilçe merkezine doğru ilerledikleri, bunun üzerine Emniyet görevlilerinin ellerine kalkanlarını alarak sanıkları etkisiz hale getirmek için takip ettikleri, sanıklara "ellerinizdeki silahları bırakın" ikazına rağmen sanıkların ellerinde bulunan bıçakları ve satırı sallayarak emniyet görevlilerine "siktirin gidin buradan, sizin hepinizi öldüreceğiz, hepinizi keseceğiz" diyerek tehdit ettikleri ve emniyet görevlilerine hakaret ettikleri, sanıkların ellerinde bulunan silahlar nedeniyle emniyet görevlisi mağdurların yanlarına yaklaşamadıkları, bu sırada görevli olarak çalışan mağdur C.. D..'ın, sanık ....'i uyararak elindeki satırı bırakmasını istediği, ancak sanık ....'in elindeki satırı bırakmayarak mağdur ....'e elindeki satır ile vurmak istediği esnada, mağdur ....'in şüphelinin satır tutan elini tuttuğu, bu aradaki boğuşma nedeniyle mağdurun ayağının burkulduğu ve bu burkulma nedeniyle ve silahın ateşlenmesi nedeniyle sanık .....'in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, böylece sanıkların birlikte hakaret, silahla tehdit, görevi yaptırmamak için direnme ve sanık ....'in kasten yaralamaya teşebbüs, kamu malına zarar verme suçları ile sanık katılan C.. D..'ın kasten yaralama suçlarını işledikleri iddia edilen olayda, 1-Katılan sanık C.. D.. hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyizinin incelenmesinde; 5271 sayılı CMK'nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran Cumhuriyet savcısının haklarını ortadan kaldırmayacağından sanık S.. T..'nın temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile katılan sanık C.. D..'ın itiraz dilekçesiyle birlikte ,görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 2-Sanık S.. T.. hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Sanık S.. T.. hakkında mağdurlar C.. D.. ve M.. K..'a yönelik kasten yaralama suçlarından hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan sanık S.. T..'nın bu suçlara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 3-Sanıklar hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, silahla tehdit ve sanık ....'in ayrıca kamu malına zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin temyizlerinin incelenmesinde; Tüm dosya kapsamı, sanıkların dolaylı ikrara yönelik savunmaları, şikayetçi beyanları, tanık anlatımları, katılan sanık Orhan'ın beyanı ile olay tutanağı içeriği birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerilerine atılı suçları işledikleri gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tekerrür şartları oluştuğu halde sanık S.. T.. hakkında TCK'nun 58 maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığı için bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.