KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2014/2899 E., 2015/21390 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kamu malına zarar verme
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın hırsızlık iddiasıyla yakalandığı ve soruşturma kapsamında gözaltına alınarak nezarethaneye konulduğu, taşkınlık çıkararak nezarethane de havalandırma koridorunda bulunan camı kırmak suretiyle kamu malına zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, olay yeri inceleme raporu, olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar sanık kolluktaki ifadesinde zararı karşılayacağını beyan etmişse de, yargılama aşamasındaki savunmasında suçlamayı kabul etmediği ve zararı da karşılamadığı gözetilerek TCK'nın 168.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesine yer olmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2014/2899, K. 2015/21390, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama