KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2015/11957 E., 2015/28967 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2015
- Tebliğname No
- KYB - 2015/186748
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dolandırıcılık suçundan sanık Y.. Ç..'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1 ve 52. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 8.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2007 tarihli ve 2006/127 esas, 2007/178 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.05.2015 gün ve 2015-10170/32147 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2015 gün ve 2015/186748 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık Y..
Ç..'in katılan Ihsan Balık'a verdiği 01/12/2002 tanzim tarihli ve 44 milyar Türk Lirası bedelli senedin sahte olduğu gerekçesi ile, resmi belgede sahtecilik suçunun yanında dolandırıcılık suçundan da ceza verildiği anlaşılmış ise de, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, somut olayda ise katılanın soruşturma aşamasından itibaren verdiği ifadelerde sanığın kendisine daha önceden mevcut bir borç için söz konusu senedi verdiğini beyan ettiği,
mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu cihetle, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.06.2012 gün ve 616-218 sayılı kararında da açıklandığı üzere; kendisine zorunlu müdafi atandığının sanığa bildirilmediği ve bu konudaki iradesine değer verilmeyip, görüşünün dosya kapsamından anlaşılamadığı durumlarda, adil yargılanma hakkının gereği olarak hükmün müdafi yanında sanığa da tebliğ edilmesinin gerektiği, başka bir deyişle, kendisine zorunlu müdafi atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafie yapılan “tefhim veya tebliğ” kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından hareketle; somut olayda, sanığın yokluğunda verilen ancak müdafisi olan avukat M.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/11957, K. 2015/28967, 28 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama