KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2015/14200 E., 2015/30584 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2015
- Tebliğname No
- KYB - 2015/291795
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dolandırıcılık suçundan şüpheliler C.. Ş.., H.. Ç.., H.. Ç.., A.. Ş.. ve Y.. Ç.. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/09/2014 tarihli ve 2014/124207 soruşturma, 2014/110630 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/11/2014 tarihli ve 2014/1550 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 06.08.2015 gün ve 2015-16071/51915 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/09/2015 gün ve 2015/291795 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçiler ile şüpheliler arasındaki anlaşmazlığın özel hukuk hükümleri çerçevesinde kalıp hukukî ihtilaf niteliğini taşıması nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
şikâyetçilerin şüpheliler hakkında dolandırıcılık suçunu işledikleri yönünde ciddî iddialarda bulunduğunu belirttiği, ancak şikâyetçilerin ve şüphelilerin ifadesi tespit edilmediği gibi kimliklerinin dahi tespit edilmediği ve işin gerçeği araştırılmasına yönelik olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karara ilişkin itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/14200, K. 2015/30584, 2 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama