KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2015/3113 E., 2015/22597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2015
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve bedelsiz senedi kullanma suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/08/2014 tarihli ve 2014/960 soruşturma, 2014/921 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/09/2014 tarihli ve 2014/314 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek ... Bakanlığınca verilen 22/01/2015 tarih ve 2014/1994/5298 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2015 tarih ve 2015/33552 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 4. Ceza Dairesini 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636 esas, 2007/9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde uyarınca “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının, maddî gerçeği araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delilerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı,
aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
şüphelinin savunmasında senedi boş olarak aldığını daha sonra doldurduğunu beyan etmesi üzerine atılı suçlar ile ilgili mevcut delillerin kamu davası açılması için yeterli olup delillerin takdirinin de davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dosyanın incelenmesinde, bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Müştekinin sanıktan aldığı mallara karşılık açığa imzalı, miktar yazılı olmayan senedin sanık tarafından borç ödendiği halde anlaşmaya aykırı olarak 900 TL miktar yazılarak icra takibine konulduğunun iddia edildiği somut olayda, Yargıtay İctihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.03.1989 gün ve 1989/1 esas 1989/2 karar sayılı kararı gereğince sanığa yüklenen eylemin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında, borcun ödendiğinin ve senedin bedelsiz kaldığı hususlarının belge ile ispatının gerekmesine ve olayda da müştekinin belge ibraz etmemiş bulunmasına göre ,...
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/3113, K. 2015/22597, 30 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama