KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2017/28196 E., 2017/27904 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2017
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Sanık ...’ın, “... Ajans” isimli firmanın sahibi olduğu, katılanın işyeri reklamını yapmak üzere çalışanı ... aracılığıyla, 24.09.2005 tarihinde sözleşme yaptığı ve 295 TL yi peşin olarak katılandan aldığı halde edimini yerine getirmediği gibi adres ve telefonlarını da değiştirmiş olduğu, başka birçok iş yerini de benzer şekilde dolandırdığının iddia edildiği olayda.
5237 sayılı TCK'nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir.
Aynı Kanun'un 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir.
Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş olması karşısında, sanığı ‘’serbest meslek’’ sahibi olarak nitelendirilemeyeceği, bu kapsamda iş bu eylem sebebi ile TCK 158/1-i maddesinde düzenlenen nitelikli halin uygulanma alanı bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 7. ve 5252 sayılı Kanunun 9.madde hükümleri karşısında; sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun kanunda gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tâbi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresinin, suçun işlendiği 24.09.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış olup, katılanın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/28196, K. 2017/27904, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama