KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2017/29747 E., 2020/13003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2020
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık
- Hüküm
- TCK'nın 158/1-a, 62, 52, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ziraat Bankası önünde bekleyen katılanın yanına gelen sanığın, katılana hitaben ''amca dedem öldü, ben eczacıyım, dedemin mevlüdünü okutacağız, dedemin bankada bir miktar parası var, parasını çektik, garibanlara dağıtacağız, sizin orada abdestli, namazlı bir şahıs var mı?'' diye sorması üzerine ''var'' cevabı veren katılanı ''gel, ben seni eve götüreyim'' diyerek eski vali konağının bulunduğu yere götürdüğü,
burada kimliği belirlenemeyen bir şahsı da Almanya'dan gelen doktor amcası olarak tanıtarak şahsa ''sen diğer paraları ne yaptın'' diye sorması üzerine şahsın, ''muhtar üç kişi getirdi, ben onlara 3.000 TL verdim ve gönderdim'' diyerek katılanı gösterip bu kez ''amca, ben bu amcayı tanıyorum, bu amcanın tanıdığı iki gariban varmış, 2.000 TL verelim'' demesi üzerine şahsın ''tamam'' diyerek apartmanın içine girip birkaç dakika sonra elinde bir miktar para ile katılanın yanına geldiği ve 20 TL bozmasını istediği,
katılanın cebinde bulunan 550 TL'yi çıkarıp göstererek bozuğu olmadığını söylemesi üzerine ''elindeki paraları bana ver, ben içeride devir yaptırayım'' diyerek katılandan 550 TL'yi aldıktan sonra sanığın katılanı büfeden yardım malzemelerini koymak için poşet almaya gönderip ortadan kaybolmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia olunan olayda; sanık savunmaları, katılan beyanları, teşhis tutanağı ve dosya kapsamından, sanığın, yanında kimliği tespit edilemeyen bir arkadaşı ile,
ölen dedesinin mevlüdünü okutacaklarını, adına hayır için 2.000 TL dağıtacaklarını söyleyerek dini duygularını kullanmak suretiyle katılanı kandırarak 550 TL parasını aldığı anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen "seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına" hükmünün iptal edilmesi karşısında, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23/10/2008 tarih ve 2007/760 E. 2008/774 K. sayılı ilamı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 157/1, 52 ve 53. maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 1.200 TL adli para cezasına hükmedildiği ve hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 13/06/2013 tarih ve 2011/67369 E. 2013/11099 K. sayılı ilâmı ile bozularak mahkemesine gönderildiği,
temyizin sanık tarafından lehe yapılmış olması karşısında CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkı olduğu gözetilmeden hakkında Yargıtay bozma ilamına uyularak 14/05/2014 tarihinde kurulan son hükümde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/1-a, 62, 52 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 3 ay hapis ve 3.600 TL adli para cezasına hükmedilerek bozmadan önceki cezadan daha fazla cezaya hükmolunması suretiyle CMUK'un 326/son maddesine aykırı davranılması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/29747, K. 2020/13003, 29 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama