KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/1430 E., 2008/4997 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Davada, ödenmeyen ... bedelinin tahsili istenmiş, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı ... sahibi belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava dilekçesinde fazla haklar saklı tutularak 95.000,00 YTL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili istenmiştir. Bu durumda ödeme tarihine kadar birikmiş olan temerrüt faizi alacağının davanın açıldığı 5.7.2004 tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken, temerrüdün tahakkuk müzekkeresi ve verile emrinin düzenlendiği 2.6.2004 tarihinde oluştuğundan bahisle bu tarihin başlangıç alınarak hesaplama yapılması ve bu suretle talebin aşılması HUMK.nun 74. maddesine aykırı olmuştur.
Bilirkişilerce yapılan hesaplamada yalnızca 2.6.2004 tarihinde yapılan 11.544,80 YTL’lik ödeme ile 24.11.2004 tarihinde yapılan 82.500,00 YTL’lik ödeme alacaktan mahsup edilmiştir. Oysa davacı yüklenici tarafından açılan 2005/73 esas sayılı diğer bir davanın dava dilekçesinde yukarıda sözü edilen ödemelerin dışında Haziran 2005’de 11.245,41 YTL’lik bir ödemenin daha yapıldığı kabul ve ikrar olunmuştur.
Davacının ödemelere ilişkin olarak dava dilekçesindeki kabul ve ikrarı geçerli olup kendisini bağlar. Kabul ve ikrar olunan ödemelerin ödemeyi yapan tarafından ayrıca yazılı belge ile ıspat edilmesi de gerekmez.
Davalı ... vekili mahkemeye verdiği 14.7.2005 tarihli dilekçesinde 2005/73 esas sayılı davanın dava dilekçesine atıf yaparak bu dilekçede kabul ve ikrar olunan ödemelerin alacaktan mahsup edilmesini talep ettiğinden Haziran 2005’te yapıldığı belirtilen 11.245,41 YTL’lik ödemenin de davacı yüklenicinin alacağından mahsup edilmesi gerekir.
Bu ödemeye ilişkin olarak makbuz, dekont vesair yazılı belge ibraz edilmediğinden, dolayısıyla kanıtlanmadığından bahisle bu ödemenin alacaktan mahsup edilmemesi doğru olmamıştır.
Mahkemece hüküm altına alınan alacağa davanın açıldığı 5.7.2004 tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. Dava tarihinden sonra bir kısım ödemeler yapılmış olması nedeniyle kalan alacak miktarı, ödeme tarihine kadarki işlemiş faizin asıl alacağa eklenip bulunan toplam alacaktan yapılan ödemenin mahsup edilmesi suretiyle belirlenmiştir. Kalan alacak miktarı son ödemenin yapıldığı tarih itibariyle belirlendiğinden ve bu tarihe kadarki birikmiş faiz alacağı hesaplamada dikkate alındığından faizin kalan alacak miktarının belirlendiği tarihten itibaren başlatılması gerekir. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak faizin dava tarihinden başlatılması ve bu şekilde mükerrer faiz alacağına hükmedilmesi hatalı olmuştur.
O halde mahkemece; yapılan açıklamalar doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak son ödemenin yapıldığı tarih itibariyle davacının ödenmemiş alacağının bulunup bulunmadığı saptanmalı ve sonucuna göre varsa davacının kalan alacağı, alacağın belirlendiği (yani son ödemenin yapıldığı) tarihten itibaren faiz uygulanmak suretiyle hüküm altına alınmalıdır.
3- 17.12.2004 tarihli ilk kararda davanın ilk celsede kabul edildiği belirtilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6.maddesi uyarınca nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin yarısına hükmedilmiş ve davacı tarafça aleyhe temyiz yoluna başvurulmadığından bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozmaya uyularak yeniden tesis olunan hükümde vekalet ücreti konusunda kazanılmış olan usuli hakkın gözetilerek hesaplanan nispi vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak hesaplanan vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/1430, K. 2008/4997, 21 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama