KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/2831 E., 2008/4975 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, B.K’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Borçlar Kanunu’nun 105.maddesi uyarınca alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde, borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı dahi ödemekle mükelleftir. Yasa koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması 2. bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan tahsili talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir.Diğer bir değişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etmek olanağı yasal olarak mevcut değildir.
Dava dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi 1992 yılında doğan alacağın 2004 yılında tahsil edilmesi alacak ve zararın normal faiz ödemesi ile karşılanmadığı iddaası doğrudan davacının munzam zararını ifade etmeyen ekonomik konjektürel olgular olup, B.K.105.maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez davacı temerrüt faizini aşan zararının mevcut olduğunu kanıtlayamamıştır. Yüksek enflasyon döviz kurundaki ve altın fiyatlarındaki artış davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanılacağını ispat etmemiştir. Ayrıca alacaklı uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu kanıtlamak zorundadır.
Soyut enflasyonun, döviz kurundaki yükselişin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin alacağını tahsil edememekten ötürü başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını, alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde gerçekleşen bu fark nedeniyle daha yüksek kurdan ödemek zorunda kaldığını kanıtlamak durumundadır.Somut olayda, tüketici fiyat endeksi, Merkez Bankası asgari ve azami mevduat faiz oranları dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Tüm bu nedenlerle davacı zararının varlığı açıklanan olgular ışığında ortaya konup kanıtlanamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulması yerinde görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/2831, K. 2008/4975, 18 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama