KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/3393 E., 2009/3102 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, tarafların yargılamadaki beyanlarına göre, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, yapılmayan imalâtlar nedeniyle yüklenicilerde kalan bedelin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar faizin başlangıç tarihi yönünden davacı vekilince, esas yönünden davalılar vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; tarafların yargılama aşamasındaki beyanlarına göre uyuşmalık eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi BK’nın 126/IV. maddesi uyarınca 5 yıldır. Davalılar 02.04.1991 tarihli taahhütnamede aldıkları bedeli 01.11.1991 tarihinde geri ödemeyi kabul ettiklerinden BK’nın 128. maddesine göre alacağın muaccel olduğu tarih ve zamanaşımının başlangıcı 01.11.1991’dir.
Zamanaşımı ilk itirazlardan olmadığından yasal cevap süresinde ileri sürülmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak cevap süresi içerisinde verilen dilekçede ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine karşı davacı taraf HUMK’nın 202. maddesi gereğince savunmanın genişletilmesi itirazında bulunabilir.
Davacı tarafça süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmadığı yolunda zamanaşımı def’inin yapıldığı dilekçenin verildiği, ya da bu konuda beyanda bulunulduğu zaman derhal savunmasının genişletilmesi itirazında bulunmadığı takdirde, savunmayı genişletme yönünde davalı yararına usulü müktesep hak meydana getirir.
Somut olayda, davalılar esasa cevap dilekçelerinde zamanaşımı def’inde bulunmamış iseler de; vekilleri 02.10.2005 havale tarihli olup 21.10.2005 tarihli duruşmada davacı vekiline tebliğ edilen beyan dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunduğu halde davacı vekili aynı duruşmada savunmanın genişletilmesi itirazında bulunmaksızın aldıkları dilekçedeki görüşlere katılmıyoruz şeklinde beyanda bulunmuş, bilahare 15.11.2005 tarihli dilekçesiyle savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini belirtmiştir.
Az yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davacının zamanaşımı def’inin yapıldığı dilekçeye karşı duruşmada beyanda bulunduktan sonra duruşma arası verdiği dilekçe ile savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediğini bildirmesi hukuki sonuç doğurmaz.
Bu durumda alacağın muaccel olduğu 01.11.1991 tarihinden 27.09.2004 dava tarihine kadar eser sözleşmeleri için BK’nın 126/IV. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gibi mahkemenin kabulünde olduğu üzere ihtilâfın ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı benimsenmiş olsa dahi bu sözleşmeden doğan davalarda uygulanması gereken BK’nın 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi de dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu işin esası incelenerek kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/3393, K. 2009/3102, 26 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama