KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/541 E., 2008/2319 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
1.012 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Davacılar ... ve ... ... davalarında; davalı şirketin iş sahibi ve diğer davalıların istihdam edeni olduğunu ve ...’nün eşi, ...’nin babası olan muris ... ’ın 29.05.2001 tarihinde davalı şirketin işyeri olan taşınmazın çatı onarımı işinin yapılmasına yönelik olarak teklif verilmesi amacıyla çatıya çıkması ve çatının çökmesi sonucu öldüğünü ve ...
13.Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen hükmü ile davalı gerçek kişilerin ve dolayısıyla şirketin 4/8 oranındaki kusurları sonucu olayın gerçekleştiğini ve miras bırakanın desteğinden yoksun kalması sebebiyle maddi zararlarının gerçekleştiğini ileri sürerek davalılardan müteselsilen 4.000,00 YTL maddi tazminatın alınarak davacı ...’ye. 1.000,00 YTL maddi tazminatın ise, davacı ...’ye olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte alınarak verilmesini istemişlerdir.
... 16.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/ 90 esas ve 2004/213 karar sayılı hükmü ile birleştirilen davada ise; davacılar az yukarıda açıklanan hukuksal ve maddi olay sebeplerine dayanarak davacı ...’nün eşi, ...’ın oğlu ve diğerlerinin babası olan ... ...’ın ölümü sebebiyle uğranılan manevi zararın giderilmesi kapsamında davalılardan müteselsilen alınarak, 20.000,00 YTL manevi tazminatın davacılardan ...’ye 10.000,00 YTL’nin ...’ye 7.500,00 YTL’nin Akın’a, 7.500,00 YTL’nin ...’a, ve 5.000,00 YTL manevi tazminatın da ...’a verilmesi talep edilmiştir.
... 6.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/601 esas ve 2006/1002 karar sayılı davada da; davacı ..., olayda vefat eden oğlu ... ...’ın desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek 604,40 YTL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacı ...’nün ve ...’ın maddi tazminat davalarının kabulüne, ...’nin maddi tazminat davasının kısmen kabulüne ve tüm davacıların manevi tazminat davalarını kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karar, manevi tazminat davasına yönelik olarak davacılar ile tüm davalara yönelik olarak ise, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- ... 13.Asliye Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen 2005/669 esas ve 2005/1014 karar sayılı hükmü ile davalı şirketin istihdam ettiği ... ve ...’ın taksirle ... ... ...’ın ölümüne sebebiyet vermek suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği sabittir. Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmü gereğince, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamaz ise de; mahkumiyet kararı, eylemin haksızlığını değerlendirmede hukuk hakimini bağlayıcı olur. Somut olayda da, davalı gerçek kişilerin hukuka aykırı olan haksız eylemleri sonucu davacıların yakını ... ...’ın ölümüne neden oldukları kesinleşen ceza mahkumiyet kararı ile kesin olarak saptanmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47.maddesi hükmü gereğince; ölünün yakınları ölüm olayından sorumlu olan gerçek ve tüzel kişilerden manevi tazminat isteyebilirler.
Manevi tazminatın tutarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacıların olaydan ötürü etkilenme dereceleri, yaşları, yakınlık dereceleri zararlı sonucun oluşumuna etkili kusurun derecesi ve Medeni Yasa’nın 4.maddesi gereğince, hakkaniyet ilkeleri, manevi tazminatın hukuksal niteliği mahkemece değerlendirilerek takdir olunur.
Açıklandığı üzere; mahkeme, manevi tazminatın tutarını saptarken Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44.maddeleri uyarınca kusurun derecesini göz önünde bulunduracağı kuşkusuz ise de, kusur oranına göre manevi tazminat tutarı belirlenerek hüküm verilemez. Oysa, mahkemece önce manevi tazminat tutarları belirlenmiş ve belirlenen tazminat tutarları, ölenin kusur oranı olan 4/8 oranında bildirilerek hükmedilmiştir.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek, davacılar için uygun manevi tazminat tutarlarına hükmedilmesi gerekirken mahkemece, murisin kusuru olan ½ oranında indirim yapılarak yazılı şeklide manevi tazminat tutarlarına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu hukuksal sebeple, davacıların manevi tazminat davasına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yüklenici ... ... ... ile iş sahibi şirket arasında yazılı sözleşme yapılmışsa da; az yukarıda sayısı belirtilen ceza dosyası kapsamı ve kesinleşen ceza mahkemesi kararı, bilirkişi raporları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı iş sahibi ile ... ... ...’ın yapının çatısının onarımı işi hakkında sözleşme yapmak üzere hazırlık çalışmaları yaptıkları aşamada çatının çökmesi sonucu yüklenicinin vefat ettiği sonucuna varılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 355-371 maddesi hükümlerinde düzenlenen eser sözleşmenin taraflarından birine yüklenici, diğerine de iş sahibi denilir. Zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez. Çünkü, yüklenici işinin uzmanı sayılan sorumlu meslek adamıdır.
Eser sözleşmesi ile yüklendiği edimini yerine getirirken veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerekli tüm tedbirleri, yüklenici almakla ödevlidir. Yüklenici, işçi sayılamayacağından iş sahibinin denetimine tabi değildir. Yüklenicilerin, iş sahibine karşı Borçlar Kanunu’nun 357.maddesi hükmünden kaynaklanan sadakat borcu ve aynı Kanun'un 356.maddesi hükmüne dayalı özen borcu söz konusudur.
Borçlar Kanunu’nun 356.maddesi hükmüne göre, yüklenicinin sorumluluğu, aynı kanunun 321.maddesinde belirtilen işçinin hizmet akdindeki sorumluluğu gibidir. Ancak, iş sahibine nazaran bağımsız çalışması, işin ehli olması da gözönünde bulundurularak sorumluluğu hizmet akdine göre çalışan işçiye nazaran daha ağır kabul edilmektedir. İş sahibinin zarara uğramasının neden olmaktan kaçınması, yüklenicinin “özen borcu” kapsamındadır.
Özetle açıklanan bu hukuksal sebeplerle; kural olarak eser sözleşmesi ile yüklenilen edimlerin ifası sırasında veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerçekleşen zararlı olayların oluşumunda etkili olan yüklenicinin kusurunun, daima iş sahibinin kusurundan daha ağır derecede olması gerekir.
Az yukarıda sayılı belirtilen ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında, gösterilen kusur oranları mahkemece kabul edilmiş ise de; yukarıda açıklanan hukuksal ilkeler gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre olaya etkili kusur durum ve oranlarını belirleyen bilirkişi kurulu raporunu dayanak olan ceza mahkemesinin kabul ettiği kusur oranı hukuk mahkemesini bağlayıcı değildir.
O halde, ölen ... ... ... ile iş sahibi davalı şirket arasındaki hukuksal ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olmadığı eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici ve iş sahibi ilişkisi olduğu gözetilerek zararlı sonuçla illiyetli kusur oranlarının belirlenmesine yönelik olarak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılması yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek kusur durumlarının belirlenmesi ve varılacak sonuca göre mahkemece, manevi tazminat istemlerinin takdiri ve maddi tazminat tutarlarının belirlenmesi gerekmektedir.
Diğer yandan davacılardan ... ..., yargılama sırasında 18 yaşını doldurduğu ve dolayısıyla ergin olduğu ve fiil ehliyetinin bulunduğu sabit olduğu halde, kendisinin davaya katılması sağlanmadan ya da yetki verdiği avukatı tarafından davayı takip etmesi olanağı sağlanmadan velâyeten annesi tarafından verilen vekâletnameye dayanılarak vekil tarafından davada temsil olunması doğru olmamıştır. Açıklanan bu sebeplerle de kararın, davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/541, K. 2008/2319, 9 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama