KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/5885 E., 2008/7550 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ile müdahil vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Davacı ... vekili, davalı ... ile davacı arasında adî yazılı şekilde yapılan inşaat sözleşmesi uyarınca, tarafların paydaş oldukları Aksaray, ... Mahallesinde bulunan ve 933 ada, 227 parsel sayılı olarak tapulu taşınmaza inşaat yapımını yüklendiğini ve edimini ifa ettiğini ileri sürerek, (1, 2, 3, 4, 5 ve 8) bağımsız bölüm numaralı taşınmazların davacı adına tesciline; olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Müdahil ... vekili ise davacı ile davalı arasında yapılan adî yazılı sözleşmenin danışıklı yapıldığını ve açılan dava ile müdahilin, davalıdan alacaklarının tahsilinin önlenmek istendiğini iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ..., 21.04.2004 günlü oturumda imzası ile onayladığı açıklamasında davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar, davacı vekili ile müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Müdahil vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Müdahil Sultan, 22.04.2006 günlü dilekçesini sunmuş; peşin harcı yatırmış ve davalılar arasında düzenlendiği ileri sürülen, tarihsiz ve adî yazılı sözleşmenin “danışıklı” olarak düzenlendiğini ve bu sözleşme dayanak alınarak, Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ve 19.10.2005 tarihinde kesinleşen 2005/103 Esas ve 2005/221 Karar sayılı karar ile davalıdan tahsiline hükmolunan (200.000) Alman Markının tahsilini önlemek amacıyla açılmış olduğunu iddia ederek, davanın bu sebeple reddini talep etmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda açık hüküm bulunmamakla birlikte, ilmî ve kazaî içtihatların sözbirliği içinde kabul ettiği üzere; kişi ya da kişilerin açılmış bir davada kendi yararlarına hakkın tespitini istemeleri, “asli müdahale”dir. Asli müdahalede, davanın tarafları, asli müdahilin davasında “davalı” sıfatını alırlar. Somut olayda da, davacı ve davalıya karşı asli müdahilin hakkının korunması istenmektedir.
Bu yasal nedenle, ...’ın“fer’i müdahil” olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır. Aslî müdahil, davacı ve davalıya karşı üçüncü kişi durumunda olduğundan “danışık” iddiasını her türlü yasal delil ile kanıtlayabilir.
Mahkemece, kararda gösterilen gerekçeler ve az yukarıda belirtilen kesinleşmiş kararla aslî müdahil yararına hükmolunan tazminatın davalı tarafından ödenmemesi; haklı sebep yokken davalının yargılama sırasında davayı kabul etmiş olması birlikte değerlendirildiğinde inşaat sözleşmesinin dava ve davalı arasında “danışıklı” olarak düzenlenmiş olduğu ve Borçlar Kanunu’nun (18.) maddesi gereğince bağlayıcı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
O halde, açıklanan gerekçenin de karara ilavesiyle davanın reddi, sonucu itibariyle doğru olmaktadır. Bu sebeple, HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesinin düzeltilmesi uygun görülmüştür.
Diğer yandan, asli müdahil davada kendisini vekille temsil ettirdiği ve davanın da reddine karar verildiği halde; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince (2.200,00) YTL nisbî vekâlet ücretinin davalı ve davacıdan alınarak aslî müdahile verilmesine karar verilmesi gerekirken mahkemece, buna ilişkin hüküm kurulmamış olması ve ayrıca davanın reddine karar verildiği halde HUMK’nın 112. maddesine aykırı olarak, davacı yararına verilen ihtiyatî tedbir kararının, hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın, bu sebeplerle de bozulması gerekir ise de; mahkemece düşülen bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/5885, K. 2008/7550, 22 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama