KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/7640 E., 2009/3936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
822 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili avukat .... Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava İİK’nın 72. maddesine dayalı olarak açılmış olup 15.04.2006 keşide ve 06.11.2006 vade tarihli ve 85.000,00 YTL tutarlı bonodan ötürü davacıların davalı şirkete borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davacılardan Tuncay Şahin’in karar başlığında gösterilmemesi maddi hata niteliğinde olup HUMK’nın 459. maddesi gereğince mahkemece doğrudan düzeltilebileceğine göre buna ilişkin davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2-Davacı ... Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi ile davalı şirket arasında 16.04.2006 tarihli ve “sözleşme” başlıklı adî yazılı sözleşme yapılmıştır. Davacı şirket, davalı şirketin salça-konserve fabrikasına “katı yakıtlı ön-ocak sisteminin kurulması” işini yüklenmiştir. Yanlar arasındaki sözleşme BK’nın 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir eser sözleşmesidir. Davacı şirket iş sahibi; davalı şirket ise yüklenicidir.
Yanlar arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde kararlaştırılmış olduğu üzere; davacı şirket, 28.05.2006 tarihinde işin davalıya teslimini yüklenmiştir. Teslim edilen sistemin kullanılamaması veya her türlü teknik özellikleri belirtilen kazandan taahhüt edilen kolektör çıkış değerlerde buhar elde edilememesi durumunda alıcının her türlü üretim kaybı ve zararını ödemeyi; davacı şirket ile davacı ...’in “garantör” sıfatı ile kabul ettikleri sözleşmenin “cezai şart” başlıklı anılan hükmünde kabul edilmiş ve ayrıca davacılardan
“teminat” niteliğinde açık bir senet alındığı açıklanmıştır. Davada da yüklenici davacı şirket, sözleşme ile yüklenmiş olduğu edimini ifa ettiğini ve sözleşmenin 18. maddesi gereğince davalıya boş olarak verilen senedin bedelsiz kaldığını ve iadesi gerektiğini ileri sürmektedir. ....
İcra Müdürlüğü’nün 2007/9874 takip sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla davacılar ile davalı şirket hakkında başlatılan icra takibine dayanak alınan bononun, sözleşmenin 18. maddesinde belirtilen “teminat bonosu” olduğu ve davacı şirket tarafından icra takip alacaklısına 111.500,00 TL ödendiği davacılar vekilince bildirilmiştir. Sözü edilen senedin, dosya içindeki fotokopisi incelendiğinde.
Türk Ticaret Kanunu’nun 688. maddesinde öngörülen zorunlu unsurları içerdiği ve dolayısıyla “kambiyo” senedi niteliğindeki “bono” olduğu anlaşıldığı gibi; lehtar şirket temsilcisi tarafından icra takip alacaklısı...’e “ciro” yoluyla temlik edildiği de saptanmıştır.
Davalı taraf ise, değişik savunmalarda bulunmuş olmakla birlikte, işin yüklenici şirket tarafından geç teslim olunması ve ayıplı yapılması sebebiyle uğranılan zarar karşılığı olarak bononun iade olunmadığını ve bu sebeple bedelli olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imâlini yüklendiği eser-işin ayıplı yapılması durumunda; açık ayıplarda Borçlar Kanunu’nun 359, gizli ayıplarda ise 362. maddeleri hükümlerine uygun olarak yükleniciye ihbarda bulunduğu takdirde aynı Kanunun 360. maddesinde tanınan hakları iş sahibi kullanabilir.
Ayıp, bir eserde ya da malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Somut olayda, imali yüklenilen tesisi, yüklenicinin davalı şirkete teslim ettiği, davalı tarafın açıklamalarıyla da sabit bulunmaktadır.
Az yukarıda açıklanan yasa hükümleri uyarınca, eserin tesliminden sonra iş sahibi işlerin olağan gidişine göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve bozukluğu varsa derhal yükleniciye bildirmek zorundadır. Tersi durumda yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulmuş olur, ancak, kasten sakladığı bozukluklarla usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder.
Eğer, meydana getirilen eserin teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse ortada gizli ayıbın olduğu kabul edilir. Ayıp, sonradan ortaya çıkarsa, iş-eser sahibi, öğrenir öğrenmez yükleniciye bildirmek zorundadır. Somut olayda ise; davalı iş sahibi, eserde ayıbın varlığını yasal süresi içinde yükleniciye ihbar ettiğini yasal delillerle kanıtlayamadığı gibi, sözleşme konusu işin geç teslim edildiğini de kanıtlayamamıştır.
O halde, yüklenicinin sözleşme konusu edimini sözleşme hükümlerine uygun şekilde tamamlanmış olarak davalıya teslim etmiş olduğunun kabulü gerekir.
Sözleşmenin 18. maddesi gereğince, teslim ve işin kabulünün sorunsuz olarak yapılması halinde teminat senedinin 2006 yılı Ekim ayının sonunda davacılara geri verileceğinin taraflarca kararlaştırılmış bulunmasına ve sözleşme konusu işin de yukarıda açıklandığı üzere, teslim ve kabulünün gerçekleşmiş olmasına göre davacılar tarafından imzalanıp keşide edilen bononun davalı tarafından davacılara iadesi gerekmektedir.
Çünkü, davacılarca bononun düzenleme sebebi ve bedelsiz kaldığı ve dolayısıyla kendilerine iadesi gerektiği yasal delillerle kanıtlanmıştır (12.04.1933 tarih ve 30/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Diğer yandan, İİK’nın 72/VII. maddesi hükmü gereğince bono bedelinin lehtarına ya da haklı hamiline ödenmesi durumunda menfi tesbit davasının kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünün gözden kaçırılmaması gerektiği gibi senet bedelinin ödenmiş olduğuna ilişkin davacılar vekilinin duruşma tutanağına yazılan bildiriminin de mahkemece değerlendirilmesi zorunludur. Açıklanan sebeplerle mahkemece, davanın kabulü yerine; tarafların ticari defterlerindeki yukarıda açıklanan yasal sebeplere uygun düşmeyen kayıtlar esas alınarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/7640, K. 2009/3936, 26 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama