KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/7698 E., 2009/6568 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Davacı tarafından açılan ve birleştirilerek görülen davalarda davacı ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme ile ... Mahallesi 2300 ada 41 parselde kain arsa üzerinde inşaat yapılması konusunda anlaşıldığını, davalı ...’in işi yarım bıraktığını, bu davalının sattığı diğer kişilerce inşaatın tamamlanıp oturulduğunu ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve davalıların müdehalelerinin men’ine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu inşaatın bulunduğu arsanın hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, inşaatın ise ruhsatsız ve kaçak olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu edilen 41 nolu parsel tapuda hazine adına kayıtlıdır. Davacıya bu yer için tapu tahsis belgesi verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.12.1996 gün ve 1996/14-763 E. 1996/864 K. sayılı ilâmında da belirtildiği üzere tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi değil, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen zilyetlik belgesidir. İlgilisine ancak kişisel hak sağlayabilir ve salt bu belgenin varlığı tahsis olunan yerin tahsis edilen adına tescilini sağlayamaz.
Dolayısıyla tapu tahsis belgesi bir arsa üzerinde kat karşılığı inşaat yapma hakkını tanımaz. Bu belgeye dayanılarak inşaat ruhsatı alma ve inşaat yapma imkânı hukuken mevcut değildir. Böyle bir sözleşme yok hükmünde olup geçersizdir.
O halde mahkemece sözkonusu sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yerine istemin reddi doğru olmamıştır.Diğer yandan yukarıda da değinildiği üzere tapu tahsis belgesi, sahibine belgede belirtilen yer üzerinde zilyet olduğunu gösteren bir vesikadır. Davacı sözleşme yapılmasından önce bu yer üzerindeki yapının zilyetidir. Yüklenici dışındaki diğer davalıların zilyetliği ise yükleniciden satın alıp kullanmaya dayalıdır.
Dolayısıyla dava konusu olayda davacı ile davalı yükleniciden satın aldıkları için inşaatın bağımsız bölümlerinde ikamet eden diğer davalıların zilyetliklerinin üstün bir hakka dayanıp dayanmadıklarının belirlenmesi gereklidir. Davacı tapu tahsis belgesi ile dava konusu taşınmazda üstün hak sahibidir. Zilyetliğine değer verilmesi gerekir. İnşaatta oturan diğer davalılar ise yükleniciden satış vaadi yoluyla taşınmışlardır.
Belirtilen sebeple yüklenicinin davacıya karşı üstün bir zilyetliğinin bulunmadığı tartışmasızdır. Bu durumda mahkemece yüklenici dışındaki davalıların da dava konusu yere müdahalelerinin men’ine karar verilmesi gereklidir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/7698, K. 2009/6568, 4 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama