KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/3013 E., 2010/3423 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği (Tic. Mah. Sıf.
Karar Metni
302 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR -
Dava, davalıdan satın alınıp dava dışı idarenin inşaatının yapımında kullanılan hazır betonun ayıplı olması sebebiyle idarenin açtığı dava sonucu ödenmek zorunda kalınan tazminatın davalı satıcıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında davacı tarafından talep edilen ve davalı yanca temin edilip davacıya teslim edilecek hazır betonun miktar ve kalitesini ve bu betonun davalı tarafından davacıya satılıp teslim edildiğini gösteren yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı davacının tazminat ödemek zorunda kaldığı düşük kaliteli betonun kendisi tarafından satıldığını kabul etmemiştir. Savunmaya göre satıldığı kabul edilen 7 m3 hazır beton da davacı tarafından taşınıp inşaata götürülmüştür.
Hazır betonun sözleşmede kararlaştırılandan farklı olması ayıp niteliğinde olup bunun, gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi, asıl iş sahibi idare tarafından davacı aleyhine açılan davada gizli ayıp alıcı yanca öğrenilmesine rağmen BK'nın 198 ve TTK'nın 25/III. maddesine göre davalı satıcıya süresinde ayıp ihbarında da bulunulmamıştır.
Taraflar tacir ve yapılan işlem ticari satış olduğundan TTK'nın 25/IV. maddesi gereğince teslimden itibaren 6 aylık süre geçmekle dava hakkı düşmüştür.
Bu durumda davanın reddine karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu kabulü doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/3013, K. 2010/3423, 16 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama