KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/5203 E., 2009/5730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Hakimliği
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ise de davetiye masrafı bulunmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalı iş sahibi şirketin itirazı üzerine durması nedeniyle itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davacı yüklenici tarafından gönderilen faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğine ilişkin bir belge dosyada bulunmadığı gibi faturaların davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişinin raporundan anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki akdî ilişki inkâr edilmediğine göre, davacı yüklenici tarafından yapılan işin bedelinin BK’nın 366. maddesi uyarınca yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre hesaplanması, davalı iş sahibi tarafından kanıtlanan ödeme varsa bu miktarın düşülmesi, kalan iş bedeli yönünden itirazın iptaline, icra takibinin devamına karar verilmesi gerekir.
Dosyaya rapor veren bilirkişiler ... ve Makine Mühendisi ... yaptıkları değerlendirmelerde fatura bedellerinin fahiş olduğunu belirterek davalı iş sahibinin ödemesi gereken miktarları açıklamışlardır. Her iki bilirkişinin vardığı sonuç arasında fark mevcuttur. Mahkemece bu farkın giderilmesi üzerinde durularak davacının yaptığı işin bedeli belirlenmek suretiyle karar oluşturulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-Davacı yüklenici vekili, icra takibinde 285,82 TL işlemiş faiz isteminde de bulunmuştur. Davacı yüklenicinin davalı iş sahibini icra takibinden önce temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtarnâme veya bir yazı dosyada bulunmamaktadır. Bu durumda davalı iş sahibi şirket icra takibinin başlatılmasıyla temerrüde düştüğünden, davacı tarafın işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, işlemiş faiz isteminin de kabulüne karar verilmesi ve BK’nın 104/son maddesine aykırı şekilde faize faiz yürütülmesi sonucunu yaratacak şekilde hüküm oluşturulması da hatalı olmuştur.
3-İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının karar altına alınabilmesi için davalı borçlunun icra takibine itirazında haksız olması gerekir. Likid bir alacağın bulunmadığı, sonuca bilirkişi raporuyla varıldığı durumlarda davalı icra takibine itirazında haksız sayılamaz. Somut olayda da uyuşmazlık bilirkişi raporuna dayanılarak çözümleneceğinden, davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi de yanlış olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/5203, K. 2009/5730, 27 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama