KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2010/4106 E., 2010/4949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı-k.davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili Avukat ... ile davalı-k.davacı vekili Avukat ... .... Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, hakediş alacağının tahsili ve teminatın iadesi, birleşen dava fazla ödemenin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve birleşen dosyanın davacısı iş sahibi idarenin tüm, davacı birleşen dosyanın davalısı yüklenici şirketin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici şirket vekili 168.379,32 TL kesin hesap alacağı ile 26.333,05 TL teminatın iadesi isteminde bulunmuştur. Hakediş alacağı isteminin 166.052,94 TL'lik kısmı kabul edilmiş, 2.326,38 TL'lik kısmı rededilmiştir. Mahkeme kararında reddedilen miktarın 28.659,43 TL olarak gösterilmesi ve bu miktar üzerinden iş sahibi idare yararına vekâlet ücreti verilmesi doğru olmamıştır.
3-Davaya konu yapılan teminatlardan 12.257,05 TL'si hakedişlerden nakit olarak kesilmiş, kalan miktarı teminat mektubunun nakte çevrilmesi sonucu idare eline geçmiştir. Bu durumda toplam 26.333,05 TL tutarındaki teminat alacağının idareden tahsil edilerek yüklenici şirkete verilmesine şeklinde karar oluşturulması gerekirken, teminatın davacıya iadesine karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekirse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2010/4106, K. 2010/4949, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama