KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2011/2972 E., 2012/3305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2012
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davacı SS ... Köyü Sulama Kooperatifi ile davalı DSİ Genel Müdürlüğü'ne izafeten DSİ XL. Bölge Müdürlüğü arasındaki davadan dolayı ... 2. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 09.12.2009 gün ve 2009/384-386 sayılı hükmü onayan Dairemizin 14.02.2011 gün ve 2010/1112-2011/761 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR -
Dava, ön sözleşme ile yapımı davalı tarafından yüklenilen yeraltı suyundan sulama suyu temini ve sisteminin kurulması işinin sözleşmede gösterilen bedelden fazla istenen miktarda davalıya borçlu olmadığının tesbiti, devir sözleşmesinin ön sözleşmede belirlenen tahmini 223.048,00 TL geri ödeme bedeli üzerinden tesisin ve sulama kanallarının tamamlanması,
çalıştırılması ve işletmeye açılıp teslim edilmesinden sonra yapılmasına davalının icbarına karar verilmesi istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairemizin 14.02.2011 gün, 2010/1112 esas, 2011/761 karar sayılı ilâmıyla mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, Dairemizin düzeltilerek onama kararına karşı davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Yanlar arasında 2001 tarihli ve adî yazılı “Ön Sözleşme” yapılmıştır. Bu sözleşme, özel hukuk hükümlerine göre kurulmuştur (BK.md.1,19.). Davalı, bu sözleşme ile yeraltı suyundan sulama suyu temini maksadıyla projeleri hazırlanarak sondaj kuyuları inşaası, motopomplarla teçhizi, motopomp borekaları, sulama ve elektrik tesislerinin inşaası işlerinin yapımını yüklenmiştir. Yanlar arasındaki sözleşme, Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere, niteliğince bir “eser” sözleşmesidir. Davacı ... sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Sözleşmenin 3. maddesinde, ...-eser bedeli yaklaşık olarak (223.048,00 TL) olarak kararlaştırılmış; ancak, tesislerin ikmâlini müteakip yapılacak kat'i hesaplara göre tesbit edilecek olan kat'i bedellerin geri ödemeye esas alacağı açıklanmıştır.
Sözleşmenin 4. maddesi, (kooperatif, idarece inşaası yapılan yeraltı suyu pompa tesislerini sonradan tanzim edilecek “devir sözleşmesi” esasları dahilinde devralmayı, bu tesisleri “167 Sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun”, Yeraltı Suları Tüzüğü, “Yeraltı Suları Teknik Talimatnamesi” ile ekteki “Yeraltı Suyundan Sulama Tesislerine Ait İşletme, Bakım ve Onarım Talimatı, hüküm ve esaslarına göre işletmeyi peşinen kabul eder) hükmünü içermektedir.
Sözleşmenin bu hükmü gereğince, taraflardan, yapılan tesislerin davacıya devri için ayrıca bir “devir sözleşmesi” yapılmasını yüklenmişlerdir. Devir sözleşmesinin de, yapılması yüklenilen eserin, tamamlanmış olmasıyla birlikte yapılacağı kuşkusuzdur. Borçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince, taraflardan her biri ön sözleşme ile diğer taraftan asıl sözleşmenin yapılmasını istemek hakkını elde eder.
Taraflardan biri, ön sözleşme ile yüklendiği edimi yerine getirmediği takdirde diğer taraf, Borçlar Kanunu'nun 106. maddesinde belirtilen seçimlik haklardan birini kullanmak durumundadırlar.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, esasen ön sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Davacı, iddiasında geri ödemesi gereken ... bedelinin, ön sözleşmede yazılı olması gereken miktar olması ve devir sözleşmesinin bu miktar esas alınarak yapılması; davalı taraf ise, savunmasında ön sözleşmenin 3. maddesi uyarınca kat'i hesaplara göre ödenmesi gereken bedelin (880.250,00 TL) olduğunu ileri sürmektedidir.
Az yukarıda açıklandığı üzere, sözleşmenin 3. maddesinde, tesislerin ikmâlini müteakip yapılacak kat'i hesaplara göre tesbit edilecek olan kat'i bedellerin geri ödemeye esas alınacağı açıklanmış ise de; ... bedelinin hesap şekli ve yönetimi sözleşmede düzenlenmediği gibi, buna ilişkin bir hukuksal dayanak da sözleşme eki olarak gösterilmemiştir.
Sözleşme konusu ... bedelinde uyuşmazlık bulunduğuna ve davalının da daha fazla ... bedelini kendisinden talep ettiğini ileri sürdüğüne göre, davacının, bedele ilişkin uyuşmazlığın giderilmesini mahkemeden dava yoluyla istemesinde hukuksal yararı vardır. Buna hukuki himaye ihtiyacı da denir (YHGK.24.06.1992 T.E.1992/1-347 ve K. 1992/394 sayılı kararı).
O halde, sözleşme konusu ...-eser, kabulü reddedilemeyecek derecede tamamlanmış olarak, yüklenici tarafından eser sahibine teslim edilmiş ise, teslim tarihi itibariyle ... bedelinin saptanması gerekir. Bir eserin tamamlanmış olması, eserin objektif ölçüler içinde amaca uygun olarak kullanılabilir durumda olduğunun saptanmasıyla mümkündür.
Sözleşmenin 1. maddesinde; sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yüklenilen işin idarece uygun görülecek sürede inşaa edilerek devredileceği kararlaştırılmıştır. Başka bir anlatımla, sözleşmede eserin teslim süresi kararlaştırılmamış teslim süresini belirleme yetkisi davalıya tanınmıştır. Ancak, davalı, bu yetkisini kullanırken, objektif iyiniyet kurallarına uygun davranmalı ve haklı nedenlere dayalı gecikmeler hariç, eserin niteliğinin ve
büyüklüğünün gerektirdiği imalât süresi içinde eseri tamamlamalıdır. Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu ve gerçek hakkın tanınması ve bireyin korunması için tüm hukuki yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hallerinde, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uygulama alanı bulur ve hakime olağanüstü bir imkân sağlar; haksızlığı düzeltici, yasa ve sözleşmedeki kuralları tamamlayıcı işlevini yerine getirir. O halde, sözleşme konusu ...-eser'in teslimi gereken uygun sürenin belirlenmesi, eser bu süreden önce tamamlanmış olarak teslim olunmuş ise o teslim tarihinin saptanması zorunludur.
HMK'nın 31 ve 33. maddeleri hükmü ile 04.06.1958 gün ve 15/6 Sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davada maddi olayları açıklamak taraflara; ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tesbit edip uygulamak görevi hakime aittir. Davada ileri sürülen ve niteliği yukarıda açıklanan maddi olaylar değerlendirilip nitelendiğinde, dava İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine dayalı olarak açılmış menfi tesbit davasıdır. Anılan Yasa hükmü gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. Davacı da, davalının, ondan talep ettiği miktarda ona borçlu olmadığının tesbitini istemektedir.
Sözleşmede, ... bedelinin belirlenmesi yöntemini belirleyen bir hüküm veya sözleşmenin yollama yaptığı bir düzenleme bulunmadığına göre ... bedeli, Borçlar Kanunu'nun 366. maddesinde öngörülen yasal yönteme göre belirlenmelidir. Anılan Yasa hükmüne göre, yanlarca önceden kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış olan eser bedeli yapıldığı, somut olayda ikmâl edilip teslim edildiği zamandaki serbest piyasa fiyatlarına göre bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu mahkemece belirlenir.
Tüm bu sebeplerle, mahkemece yapılacak ...; taraflara tüm yasal delillerini sunmaları için yeterli süre verilmeli, sunulan deliller toplanmalı, yerinde keşif yapılmak suretiyle yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmalı, sözleşme konusu işin, haklı gecikmeler hariç tamamlanmış olarak davacıya teslimi gereken uygun teslim süresinin belirlenmesi; ...-eser uygun teslim süresinden önce davacıya teslim edilmiş ise teslim tarihi;
aksi halde teslimi gereken tarihe göre ve Borçlar Kanunu'nun 366. maddesindeki yasal yöntemle davalının hakettiği ... bedelinin, ön sözleşmedeki miktardan az olmamak üzere, saptanması ve uyuşmazlığın karara bağlanmasından ibaret olmalıdır. Mahkemece yanlış değerlendirme ve nitelendirme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yerel mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken, düzeltilerek onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme isteminin kabulü uygun bulunmuştur.
-KARŞI OY YAZISI-
... ilâmında belirtilen gerektirici nedenler karşısında daire kararı yerinde bulunmakla sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2011/2972, K. 2012/3305, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama