KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2013/3278 E., 2014/7 K.·Temerrüt Faizi İcra İnkar Tazminatı İş Bedeli İçin Yapılan Takibe İtiraz
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ocak 2014
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 67
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 101
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 355
"İçtihat Metni"Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca alacaklı yararına icra inkar tazminatı verilebilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likid) olma şartını da kapsar. Somut olayda taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı ile alacağın istenebilir olup olmadığı ve miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla saptandığından alacağın likid olduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Diğer taraftan icra takibinden önce faize hak kazanabilmesi için 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi uyarınca alacağın muaccel olmasının yanında alacaklının bir ihtar ile borçluyu temerrüde düşürmesi gereklidir. Dosya kapsamında borçlu davalının anılan hüküm çerçevesinde temerrüde düşürüldüğüne dair bir ihtar bulunmadığı gibi ödeme tarihine kadar kesin vade de belirlenmiş olmadığından mahkemece takibin işlemiş faize ilişkin kısmının reddi gerekirken bu yönden de davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekirse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2013/3278, K. 2014/7, 6 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama