KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2013/4 E., 2013/4468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, fazla ödenen iş bedelinin yüklenici şirket ile idare elemanlarından tahsili istemiyle açılmış, mahkemenin; davanın kısmen kabulüne dair kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı iş sahibi davasında; 17.12.1999 tarihinde çıkan yangında yanan tütün deposunun onarım işinin davalı şirket tarafından yerine getirildiğini, işin geçici ve kesin kabülünün yapıldığını, ancak; onarımın eksik ve ayıplı yapıldığını, bu eksik ve ayıplı işlerin giderilme bedelinin 222.850,30 TL olduğunu, bu miktar ödemenin yüklenice şirkete fazladan ödendiğini belirterek 262.963,35 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiş, mahkemece; 21.09.2011 günlü kararla aynen “Davanın kısmen kabulü ile 205,65 TL nefaset bedeli tutarı bedelinin 25/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan .... Şirketinin davacıdan olan 6.675,94 TL karşı alacağından takas mahsubuna” karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 388 ve389. maddeleri uyarınca hakim, hükmün sonuç kısmında, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi zorunludur. Yasa'nın bu hükmüyle kesinleşmiş mahkeme kararının infazında tereddüt oluşturmamak amaçlanmıştır. Buna rağmen, gerekçeli kararın
hüküm fıkrasından davacı iş sahibinin alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının ne olduğu, alacaklı değilse açmış olduğu davanın reddine karar verilip verilmediği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle yukarda sözü edilen yasa hükümlerine uygun gerekçeli karar oluşturulduğundan sözedilemeyeceğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2013/4, K. 2013/4468, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama