KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2014/2392 E., 2015/4176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Eylül 2015
- Mahkemesi
- Ankara 2. Asliye Hukuk Hakimliği
- Tarihi
- 11.04.2012
- Numarası
- 2004/587-2012/207
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, eksik ve ayıplı işler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davasında, 09.03.1994 tarihli sözleşme ile davalılardan Yardımcı İnş. Tic. ve Pazarlama A.Ş.'nin yapımını üstlendiği, müşavirlik hizmetlerinin diğer davalı H... Mühendislik Ltd. Şti.'ne verildiği, 496 adet konutun 18.11.1997 tarihinde geçici kabulünün yapılarak alıcılarına teslim edildiğini, konut alıcıları tarafından haklarında eksik ve ayıp iddiası ile dava açıldığını, kendilerinden talep edilen 47.815,63 TL'nin geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, mahkemece rücuen tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece her ne kadar dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı ile davalı Yardımcı İnşaat Ticaret ve Pazarlama A.Ş. arasındaki ilişki BK’nın 355 ve devamı maddelerinde tanımlanan eser sözleşmesi davacı TOKİ ile davalılardan H.. Mühendislik Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişki BK’nın 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâlet ilişkisidir.
İş sahibinin eser sözleşmesine dayalı talepte bulunabilmesi için üçüncü kişi tarafından açılan davada herhangi bir bedele hükmedilmesi gerekli olmayıp sözleşme ve eser sözleşmesine ilişkin Borçlar Kanununun düzenlemesi kapsamında dava hakkına sahiptir.
Davacı iş sahibi tarafından talep edilen eksik ve ayıplı işler bedelinin davalı yüklenici şirket yönünden eser sözleşmesi kapsamında diğer davalı müşavir şirket yönünden ise vekâlet sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek taraf iddia, savunma ve delillerde dikkate alınarak esasın incelenmesi gerekirken davanın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek rücuen alacak davası olarak nitelendirilip davanın reddi kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2014/2392, K. 2015/4176, 7 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama