KÜNYE
15. Hukuk Dairesi 2014/6423 E., 2015/1364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2015
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı birleşen dosya davacısı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı birleşen dava davalısı vekili Avukat ... ile davalı birleşen dava davacısı vekili Avukat .... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Asıl ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, yüklenici tarafından açılan asıl dava menfi tespit ve alacak ve teminat mektuplarının iadesi istemine, iş sahibi tarafından açılan birleşen dava ise fazla ödemenin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davacı ve birleşen davanın davalısı yüklenicinin tüm, davalı ve birleşen dava davacısı iş sahibinin aşağıdaki bendin kapsamı kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında..... Noterliğinde düzenlenen 30.06.1997 tarihli “... .... Toplu Konut Alanı Konut ve Çevre Düzenleme Uygulamasına İlişkin Sözleşme” uyuşmazlık konusu değildir. Asıl davada davacı şirket yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Dairemizin 17.01.2008 tarihli bozma ilâmından sonra 28.07.2010 tarihinde açılan bileşen davada ise, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Asıl davada davacı olan yüklenici şirket, davalı iş sahibine borçlu olmadığının tespitine, hakediş alacağının davalı iş sahibinden tahsiline ve banka teminat mektuplarının iadesine karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise iş sahibi, yüklenici şirketin 180.173,72 TL borçlu olduğunu, yüklenicinin bu
borcundan 52.717,05 TL'lik teminat mektubunun paraya çevrilerek mahsup edildiğini belirterek kalan 127.456,67 TL'nin yükleniciden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece asıl davada “davacının davalıya 85.718,30 TL borçlu olduğunun, 104.793,03 TL borçlu olmadığının tespitine, KDV dahil 41.738,36 TL hakediş alacağının da davalıdan alınmasına” karar verilmiş, birleşen davada ise 85.718,30 TL'nin davalı yükleniciden alınarak davacı iş sahibine verilmesine karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporunda, yüklenicinin hakediş alacağı kesintilerinden sonra 41.738,36 TL olarak belirlenmiş, iş sahibi idare tarafından yükleniciye verilen 180.173,72 TL'den 41.738,36 TL yüklenici alacağı ve yüklenicinin paraya çevrilen teminat mektupları bedeli 52.717,05 TL mahsup edilerek, yüklenicinin iş sahibine borcu [180.173,72-(41.738,36+52.717,05)]=85.718,30 TL olarak bulunmuştur.
Görüldüğü gibi bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada, yükleniciye iş sahibince verilen 180.173,72 TL avanstan 52.717,05 TL teminat mektubu bedeli yanında, yüklenicinin hakediş alacağı olarak belirlenen 41.738,36 TL de mahsup edilerek yüklenicinin borçlu olduğu miktar 85.718,30 TL olarak saptanmış ve bu miktar asıl davada davacının borçlu olduğu miktar olarak gösterilmiş, aynı miktar birleşen davada da iş sahibi yararına hüküm altına alınmıştır.
Hâl böyle olunca mahkemece asıl davada kurulan menfi tespit hükmü ve birleşen davada verilen tahsil kararı ile çelişki oluşturacak şekilde asıl davada KDV dahil 41.738,36 TL'nin yüklenici alacağı olarak hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2014/6423, K. 2015/1364, 19 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama